Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 20 Şubat 2026 08:53 SPOİLER
Kitabı okurken şunu hissediyorsunuz: Her insan aslında kendi hayatının bahçıvanıdır. Kimimiz çiçekler büyütürüz, kimimiz sadece otlar; ama günün sonunda hepimiz o toprağa döneriz. Gospodinov’un dili o kadar samimi ki, kendi babasıyla olan anılarını anlatırken aslında size kendi sevdiklerinizi ve kendi geçmişinizi hatırlatıyor. Kitap boyunca bitkilerin, tohumların ve toprağın diliyle hayatın geçiciliği anlatılıyor. Ölüm burada korkunç bir canavar değil, bir bahçenin mevsim değiştirmesi kadar doğal, hatta bazen biraz da şiirsel bir durak olarak karşımıza çıkıyor. Sonuç olarak bu roman, elinizde bir çiçek tutuyormuşsunuz gibi zarif ama ağırlığı olan bir eser. Eğer hayatın sonuyla nasıl barışılır, anılar bir bahçe gibi nasıl korunur merak ediyorsanız bu kitap tam size göre. Gospodinov, yine o eşsiz hayal gücüyle bizi zamanın içinde dolaştırırken, kalbimizin en hassas yerlerine dokunmayı başarıyor. Bir babanın mirasının sadece mal mülk değil, dikilen bir ağaç ya da anlatılan bir hikâye olduğunu çok güzel özetliyor.