Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 11 Şubat 2026 15:03 •Necla, bir kadının hem ailesi hem de toplum tarafından nasıl yalnızlığa itildiğine bizleri de şahit ediyor babasının vefatından sonra annesinin başka bir adamla evlenmesiyle başlayan o soğuk ve mesafeli aile ortamını içime işledi. Annesinin öz kızına karşı takındığı o katı tutum ve Necla’yı bir başkasına evlatlık vermesi, hikayenin başından itibaren derin bir hüzün bıraktı bende. Necla’nın sığındığı o yeni evde, ailenin yeğeni Kâmi’ye beslediği saf aşkın bir yıkıma dönüşünü izlemek sarsıcıydı. Başta her şey güzel ilerlerken, Necla’nın hamile kalmasıyla Kâmi’nin gerçek yüzüyle karşılaştım. Onun, sorumluluktan kaçıp Necla’yı bir başına süt ninesinin yanına bırakıp gitmesi, karakterin yaşadığı o çaresizliği bizzat hissetmeme sebep oldu.
•Necla için hayatın hiç de kolay geçmediği o zorlu yıllarda, kendisinden yaşça büyük birinin ona kol kanat germesi, karanlığın içinde bir umut ışığı gibiydi. En çok da, bunca haksızlığa uğramış bir kadının, kendisini terk eden ailesini yeniden bulduğunda onlara destek olacak kadar yüce gönüllü davranması onun merhametini ve kardeşine olan sevgisinin hiç azalmaması etkileyici ama paraya düşkün olan annesinin, küçük kardeşi İrfan’ı da zengin bir komşuyla evlendirerek onu kendi hırslarına kurban edişi, toplumdaki yozlaşmış değer yargılarını bir kez daha gözler önüne serdi.
•Yıllar sonra Necla ve İrfan’ın yollarının o hiç beklenmedik kesişimi, kaderin garip bir cilvesi olarak zihnime kazındı. Kâmi ile yeniden karşılaşmaları ise geçmişin küllenmiş yaralarını tazeledi. Güzide Sabri, aile bağlarını, bitmek bilmez hırsları ve toplumsal baskıları öyle başarılı bir üslupla aktarmış ki kitabı bitirdiğimde Necla’nın mücadelesi uzun süre aklımdan çıkmadı.