Puan vermedi·88 syf.··
2026 2. kitabı
Nigel Barley nin, “hepimiz öyle veya böyle Hawaii gömlekli turistleriz” cümlesiyle düşündürmeye başlayan Chul Han’ın bu kitabı benim için oldukça özgün ama bir o kadar da okuması zor bir kitap oldu. Han’ın duruma yönelik yoğun eleştirilerini okurken yer yer oldukça zorlandım. Birçok düşünürden yararlanan Han (Nietzche, Heidegger, Baudrillard, Kant, gibi) temelde kültürün değişimin öncüsü olduğu durumlardan bugünlere nasıl bir yolculuk geçirdiğini anlatıyor. Kültürlerin de aynılaştığını, yaşanıp hissedilen değil tüketilen bir nesneye dönüştüğünü vurguluyor. Küreselleşmeyle birlikte mesafesizliğin çok kültürlülüğün nasıl hiper kültürlülüğe evrildiğini, ülke mutfakları, ülke inanışları, ülke gelenekleriyle kısaca ülke yapısıyla örneklendirerek açıklamaya çalışıyor. Ülkemizden de örnek vermek gerekirse; her yerde aynı kahve (starbucks’lar ) adını bile söylemekte zorlandığım kahve türleri latte vb.. her yerde İtalyan yemekleri, japon ve kore yemekleri yani trendler.. yeni yeni trendler.. müzik, sinema, edebiyat her şey ama her şey her yerde hızla ve popüler olarak giriyor hayatımıza.. Hepimiz yüzeysel olarak o ülke hakkında anlık, akışta bilgilenip geçiyoruz. Dijital mecralarımız da akıllı telefonlarımızla birkaç görsel paylaşıp beğeni alıyoruz. Kendi kültürümüz artık tüketilen bir kimliğe dönüştüğüne, her bir şeyle karıştığına tanık oluyoruz. Bunu eleştirel olarak da söylemiyorum, elbette doğal akışında gelişen de bir durum. Ancak Kültürlerin özlerinin, özgünlüğünün korunması gerektiğini de düşünüyorum. Eğlendiren, popüler, özgünlüğünü yitirmiş, mesafesiz, etkileşime yönelmiş, büyümüş hiper-kültürlülük, işte modern dünyamız. Tüketelim bakalım... Okuması zordu sadece ilgili okurlara tavsiye ederim. KitaplaKalın
HiperkültürellikByung-Chul Han · Ketebe Yayınları · 2024127 okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.