Puan vermedi·172 syf.··
2026 12. kitabı
Bu roman, dışarıdaki gürültüden ziyade insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen fısıltıya odaklanıyor. Okurken olayların akışından çok, karakterlerin zihninde biriken o görünmez tozun ağırlığını hissettim. Suç ve masumiyet kavramlarının ne kadar kaygan bir zeminde durduğunu, birini yargılamanın aslında ne kadar sığ kalabildiğini görmek beni sürekli bir huzursuzluğun içinde tuttu. Hikâye boyunca en çok aklımda kalan, adaletin o soğuk yüzü ile sessizce taşınan acıların yan yana duruşu oldu. Kitapta müzikle, özellikle de piyanoyla kurulan bağ bu duyguyu çok başka bir yere taşıyor. Sanki kelimelerin bittiği, boğazda düğümlendiği yerde notalar devreye giriyor; söylenmesi imkânsız olan her şey bir melodiye sığınıyor. Tempo yavaşladığında bile hikâyeden kopmadım; aksine o durağanlığın içinde karakterlerin omuzlarındaki yükü ben de taşıyormuşum gibi hissettim. Kapaktaki o kafeslerin içine hapsolmuş figürlerin bizzat yazarın elinden çıkmış olması da bu duyguyu pekiştiriyor; sanki her bir çizim, karakterlerin kendi sessizliğine hapsoluşunun somut bir kanıtı gibi karşımızda duruyor. Görünürde sakin ilerleyen ama etkisi insanın içinde ağır ağır büyüyen bir anlatı bu. Olayların peşinden koşmak yerine, ruhun o karanlık ve dilsiz köşelerinde dolaşmayı sevenler için çok samimi bir yol arkadaşı.
HezarYonca K. Tandoğan · Metinlerarası Kitap · 202421 okunma
·
16 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.