·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Şubat 2026 19:30 Eser; Köy Enstitüsü mezunu, Cumhuriyet terbiyesiyle yetişmiş emekli öğretmen bir dedenin sağlığında kavuşamadığı tek torununa miras bıraktığı emanetin öyküsü.
En önemli ve en güzel emanetin bu ülke olduğunu, bu kutsal topraklar olduğunu kitap bitince anlıyorsunuz.
Kitap, Köy Enstitüleri'nin nasıl bir bilgi irfan kültür yuvası olduğunu gözler önüne seriyor. Duygulandırıp ağlatan satırları da okuyoruz, gülümseten pasajları da..
"Dağda bayırda ovada kendi kendine açıp solan bir tek çiçek bırakmayacağız" diyen Eğitim Bakınından, "Elimde olsa bütün dünya okullarının ders programına insanın insanı sömürmemesi ile ilgili ders koyardım" diyen İlköğretim genel müdüründen, bugünlere.. Bağımsız eğitim günlerini okuyunca üzülmemek elde değil.
Yazar hikaye de özellikle günümüzü hikâyelerken fazla masalsı tat vermiş, fantastik durumlar yaratılmış adeta. Fakat günlükler ve mektuplarla anlatılan Köy Enstitü anıları ile Hamdi dedenin muazzam tespitleri, öğütleri, vatan sevgisi, torununa duyduğu özlem tekrar tekrar okunası cümlelerden oluşmakta.
Hep eleştirilen platformda bile dudak büküp dalga geçilen şu "Aşk" her kitaba girmek zorunda mı? Hikâye akıcı, konusu güzel, ilgi çekici, gayet anlaşılabilir duygular.. ee arkadaş Leyla ile Mecnun misali bir aşk neden koyarsınız illa ki işin içine anlamıyorum. Ciddiyetsizlik tadı veriyor sanki. Onsuz olmuyor demek ki. Ne diyeyim.
Yazara gelince, edebiyat mezunu değil sonuçta. Muhteşem betimlemeler beklemek anlamsız olur. Hikayesi ve verilen mesajlar çok güzeldi. Canan Tan okumayı bırakmıştım, Bige G. Kızılay' ı da ilk kez okudum ve bıraktım. Şahsi seçimlerim. Kitabı şiddetle tavsiye ediyorum ama..
Esen Kalın Kitapla Kalın..