9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 16:01
Modern edebiyat, sen nelere kadirsin! Edebiyatta “sıradanlığın sıra dışılığı” dediğim noktalardan birindeyim yine. Bir aldatma öyküsü, bu sefer bir erkeğin ağzından. İtalya’da, Napoli-Roma bandında bir yerlerdeyiz. Aldatan bir erkek, aldatılan bir eş-anne ve iki çocuk. Kitap üç ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde eşi tarafından aldatılan Vanda’nın eşine yazdığı mektupları, ikinci bölümde ailenin hikayesini ve sadakatsiz eş Aldo’nun aldatma motivasyonunu kendi ağzından, üçüncü bölümde bütün bir hikayeyi çocukların penceresinden okuyoruz. Yıl 1970’ler. Vanda ve Aldo üniversite yıllarında tanışır ve okul bitince evlenirler, bir kız bir erkek iki çocukları olur. Vanda kendini çocuklarına adamış bir ev hanımı iken Aldo üniversitede asistan olarak çalışmaktadır. 70’li yılların üniversite koridorlarına sinmiş politik atmosferi ve dönemin genç insanlarının evliliğe mesafeli yaklaşan ve dahası bu kurumu son derece küçümseyen bakış açısı Aldo’yu aile yaşamından soğutur. Önce bir bahane ile yüzük yakmayı bırakan Aldo zamanla öğrencisi olan genç bir kızla aşk yaşamaya başlar. Bu aynı zamanda Vanda’nın hayatında, sonu belki de hiç gelmeyecek olan inişli çıkışlı bir dönemin başlaması demektir. Vanda’nın mektuplarından Aldo’nun bu sadakatsizliğinin onun ruhunu nasıl bir uçuruma sürüklediğini okuruz. İkinci bölümde ise Aldo bütün açıklığıyla aldatma öyküsünü, ailesini nasıl paramparça ettiğini, çocukları ile arasına koyduğu mesafeyi ve genç sevgilisi ile ilişkisindeki dinamiğin yıllar içinde nasıl değiştiğini anlatır. Üçüncü ve beni en çok sarsan bölümde bir babanın sadakatsizliğinin çocukların bütün bir hayatını nasıl değiştirdiğini kız kardeş’in ağzından dinleriz. Erkek kardeş farklı kadınlardan çocuklar yapar ama hiç bir zaman bir aile kurmaz, kız kardeş evlenmediği gibi asla çocuk sahibi olmayı da düşünmez çünkü ona göre dünyaya çocuk getirmek, onların hayatını mahvetme sorumsuzluğundan başka bir şey değildir, tıpkı anne babasının yaptığı gibi. Bu kitabı çok sevdim. Sanırım bir aldatma hikayesini bir erkeğin cephesinden ele alan bir anlatı daha önce hiç okumamıştım. Ferrante’nin aldatılan bir kadının öyküsünü kaleme aldığı Sen Gittin Gideli romanını anımsattı bana Vanda’nın mektuplarının olduğu bölüm. Ama keşke Vanda da Olga gibi bu savaştan güçlenerek çıkabilseydi. Yazılış şekli ve konusu bakımından Sandor Marai’nin İşin Aslı Judit ve Sonrası’na da benziyor eser. Fakat bana göre Aldo’nun adına yasak aşk bile demeye dilimin varmadığı haysiyetsiz macerası asla Peter’ in saf aşkı ile yarışamaz. Bir sadakatsizliğin aile bağlarını yavaş yavaş nasıl çözdüğünü anlatan çok güzel bir roman. Bir hikayeyi farklı karakterlerin penceresinden ayrı ayrı ele almak. Bu yazım tarzını çok seviyorum. Çok severek okudum. İtalyan Edebiyatı işte, ötesi yok.
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,128 okunma
·
48 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.