Doğru nedir ? İnsanın kendi mutluluğu için mi yaşamasıdır doğru? Başkalarının mutluluğunu mu merkeze almaktır? Yoksa suçluluk duygusu ile başa çıkamayacağımız gerçeğini kabul etmek midir doğru olan? Sorumluluk ve mutluluk aynı cümlenin mi nesnesidir?İnsan doğruyu nasıl bulur? Bu doğru kendi gerçeğine ne kadar uyar?
İtalya’da yaşayan dört kişilik bir ailenin ailevi bağlarını anlatan bir kitap Bağlar. Eski bağlayıcılığını yitiren aile olgusu üzerine düşündüren, sorgulatan, derin psikolojik değerlendirmelerle altüst eden bir aile dramı Bağlar. Üç bölümden oluşan romanın ilk bölümü annenin, ikinci bölümü babanın, üçüncü bölümü çocukların bakış açısı ile aktarılıyor okura.
Orijinal adı Lacci. Ayakkabı bağcığı.. Çarpıcı bir sahne ile ayakkabı bağcıklarının , hikayenin akışı üzerinde yarattığı değişimi de dramatik bir biçimde okuyoruz. Sorgulanan kararlar , ardından gelen pişmanlıklar ve tekrar aile olma çabası ve zoraki devam eden ilişkilerin yarattığı derin izler…
Kontrol hastası , acılı bir anne; akışına bırakmış, yorgun bir baba ve o bağların düğümlerine sıkışmış iki çocuk.. Ve sonuçları..
“Anne babamız bize çok eğitici dört sahne öğretti, “ dedim. “İlkinde annemle babam genç ve mutluydular, biz çocuklar da cennet bahçesinde keyif sürüyorduk. İkincisinde babam başka bir kadın bulup onunla tüydü, annem keçileri kaçırdı, biz çocuklar da cennet bahçesini kaybettik. Üçüncüsünde babam fikrinden cayıp eve geri geldi, biz çocuklar da gene dünya cennetine girmeye çalıştık, annemle babam da bize sürekli çabamızın boşa olduğunu gösterdi. Dördüncüsünde biz çocuklar cennetin asla var olmadığını ve cehennemle yetinmemiz gerektiğini öğrendik.”
Aile bağlarını ve etkilerini sorgulayacağınız, yormayan yalın dili ile sürükleneceğiniz güzel bir roman okumak istiyorsanız hiç beklemeyin ve