Bu seri ve özellikle bu son kitap hakkında yazılacak çok şey var. Oyunlarına hayran olduğum bu seri, daha ilk kitabıyla beni resmen içine çekmişti. Seri, atmosferi okuyucuya o kadar iyi yaşatıyor ki eşi benzerini daha önce görmedim. Tüm tünellerin, durakların ve yeryüzünün betimlemeleri çok başarılı. Ayrıca, özellikle ilk ve son kitapta yer alan felsefi altyapı kesinlikle küçümsenemeyecek düzeyde.Hatta bu son kitap bende 'Matrix-vari' bir etki yarattı. Hikayeyi oyunlardan bilmeme ve gidişatı tahmin etmeme rağmen, son 250 sayfanın her 15 dakikasında bir şok yaşayarak okudum. Toplumsal umursamazlık, insanların alışılmışın dışına çıkmamak için gösterdiği çaba, acı gerçeğin biliniyor olması ama bunu söyleyenin 'yakılması', yalanların ve masalların daha cazip gelmesi... İnsanların bu yalanlarla hayatlarına devam etme arzusu beni derinden etkiledi. Üç kitap boyunca sokaklarına, istasyonlarına aşina olduğumuz, insanlarını tanıdığımız bildik bir evrende Artyomun gerçeklerle yüzlesini izlemek, bu kitabın benim için neden bu kadar özel olduğunun asıl sebebi. Elbette her açıdan kusursuz bir kitap değil ama serinin en güçlüsü diyebilirim. Özellikle sonunda arka arkaya yaşattığı ters köşelerle beni hayran bırakan bir kitap oldu. Sonu, çok güzel bir betimlemeyle bitmesinin yanı sıra insanı derin sorgulamalara da itiyor. Metro 2034'ten sonra Artyom'la beraber tekrardan yolculuğa çıkmak; metronun karanlık, gizemli tünellerinden geçmek, savaşlara ve farklı insan hikayelerine tanıklık etmek bana çok iyi geldi. Hatalarıyla ve zayıf yanlarıyla benim için bir başyapıt. Her bilimkurgu severin okuması gerektiğini ve fazlasıyla değeri bilinmemiş bir seri olduğunu düşünüyorum.