İnsan neyle yaşar? Çağdaş edebiyatın en özgün seslerinden Herta Müller, Nobel edebiyat ödülünü aldığı yıl yayımlanan ve başyapıtı olarak anılan Soluk Salıncağı'nda genç yaşta bir Sovyet çalışma kampına yollanan Leo Auberg'in öyküsünü anlatıyor. Karlarla örtülen umutların, bavul yerine geçen bir gramofon kutusunun, adları absürt denecek denli uzun muhafızların ve her şeye rağmen diri kalan tutkunun öyküsü bu, bir cümleye tutunarak yaşamanın ya da sadece yaşamaya çalışmanın öyküsü. Hayatta kalmanın, ne olursa olsun ayakta kalmanın ve açlık meleğine kafa tutmanın öyküsü.
Herta Müller, tarihsel gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış Soluk Salıncağı'nda kelimeleri imgelere, imgeleri adeta zihinde açılan çentiklere dönüştürüyor. Çağın belki de en dehşetli hakikatleri kanıksanıp gündelik yaşamın parçası haline gelir-ken, Herta Müller'in sözcükleri insan olmanın kırılganlığını ve yaşamanın korkunç ve büyüleyici güzelliğini sayfalara döküyor, bizi kaleminin gücüne bir kez daha hayran bırakıyor gibi görünse de yarım, eksik , atlak gibi... bu hikaye çok derin ve yaralayıcı olmasına rağmen okuru kitabın içine çekemiyor Müller bir türlü.
Ama sarsıcı ve okunması gerek muhakak. Biz Kitap Dünyam #KitapDünyamBirlikteOkuyor grubuyla birlikte okuduk. Şimdiden keyifli okumalar arkadaşlar kitap konusu pek keyifli degil ama....