Siyaseti, iktidarların çarpıtmalarını anlatan bir kitap. Absürtlüğünü desek daha doğru olur. Parti için çalışan ama aslında muhalif olan Winston'un hikayesi. Dil ağır değil ama su gibi de akıp gitmiyor. Malum konu siyaset, hayat olunca ağır…
Winston'un işi geçmişteki kayıtlı belgeleri partinin çıkarına uygun şekilde değiştirmek. Siyasetçilerin hayatın normal akışını kafalarına göre değiştirmeye çalışması.
73. sayfada dört satırlık bir şiiri vardı. Bana nazım Hikmet’in kestane ağacı şiirini hatırlattı. Devamında üç arkadaşının idam edilmesi de Deniz Gezmişlerin öldürülmesi aklıma getirdi. Galiba hakikaten de tarih her zaman tekrar ediyor.
90. sayfalardaki antikacı dükkandaki diyalog çok güzeldi insana nostaljiyi hissettiriyordu.
Hükümete ters düşmesin diye her düşünceye hareket yazısı içinde yaşanıyor.
Kitap bir yerde erdemliyi yaşamayı küçümsüyor, hayatı zevk alınması gereken basit bir şeymiş gibi anlatıyor; doğrusu buna katılmadım. Ama devamında da mutlu, güzel, bir hayat yaşamak istiyor.
Dünya üç temel güce bölünmüş. Okyanusya yani Amerika ve İngiltere Güney Amerika, Avrasya Rusya ve çevresi ve doğu Asya Çin ve çevresi.
İktidara göre önemli şey partidir insanların yaşamından bile daha önemlidir partinin ölümsüz olması. Partiye karşı gelenlerin ölmesini istiyorlardı fakat önce partinin ideolojilerini benimsemelerini ondan sonra ölmelerini istiyorlardı. Çünkü aksi durumda muhalif olarak ölürlerse muhalifler için bir idol haline gelip bu da muhalifleri daha güçlenmesini sağlayabilirdi.
Kitapta bir çok trajikomik olay anlatılıyor. İktidardakiler rakamları istediği gibi belirleyebiliyor nasılsa kimse gerçeği bilmiyor. Kuşku mu oldu geçmişteki değerler değiştiriliyordu. Muhaliflerin öldürmesi yani buharlaştırılması. Buharlaştırılan insanların gazetelerden kitaplardan isminin silinmesi tarihten silinmesi. Sakıncalı şiirleri değiştirmek. Kullanılan kelimeleri azaltarak insanların daha az düşünmesini sağlamak. Hükümetin güzel haberlerini olumlu yüz ifadesi tepkisi vermemek yüzsuçu sayılıyordu. Çocuk yapmak hariç, seks yapılmaması. Herkesle beraber yaşama zorunluluğu getirmesi, bireyselliği yasaklaması. Eski günleri anlatan kitapların yakılması. Binaların, heykellerin, caddelerin adlarının değiştirilmesi. Halkı Parti bağlı kalması sağlamak için yalandan savaş çıkarması. Helikopteri uçağı kendilerinin icat ettiğini söylemesi. Düşman ülkenin bir anda dost olması dostun bir anda düşman olması. İktidarın her zaman savaşı istemesi bir sebep yokken bile.
Baskıcı, totaliter kimlikli iktidarlar sadece kendi ideolojilerinin var olmasını isterler. Bunu gerçekleştirmek için tarihi değiştirmek, düşünmeyi engellemek, işkenceyle korkutmak dahil hiçbir şeyden çekinmezler.
Kitaptan bana kalanlar;
-En kötü düşmanımız sinir sistemimizdir, diye düşündü. İçinizdeki gerginlik, her an fiziksel bir eylem olarak dışarı vurabilirdi.
- Asıl önemli olan, kapitalistler, onlar ve onların bölgesinde yaşayan hukukçular ve din adamları, yeryüzünün sahipleri onlarmış. Her şey onların yararına işlermiş.
-Kaygılanacak bir şeyiniz olmuyor; yaş ilerleyince.
-Karıncalar gibiydiler, ancak küçük olayları görebiliyorlardı, büyüklerini görmekten yoksundular.
-Ama böyle bir odada, şöminenin yanında, ateşte çaydanlık, ayakları ızgaranın üzerinde, bir koltukta oturmak ne kadar keyifli olurdu. Yapayalnız, güvenli, ne bir gözetleyen, ne bir izleyen olurdu sizi, yalnızca çaydanlığın fokurdaması ve saatin dostça tıkırdaması. Sanki bütün bunları daha önce yaşamış gibi hissetti kendisini.
-Odaları kendi başına bir dünyaydı.
- Üretim sürdürülmeli, ama üretilenler insanlara dağıtılmamalıydı. Uygulamada bunun için tek çözüm yolu, sürekli bir savaş durumunda olmaktı. Savaşın işlevi yok etmektir. Yalnız insanları değil, insan emeğinin ürünlerini yok etmektir.
-Avrasya uçsuz bucaksız topraklarına, Okyanusya Pasifik ve Atlantik'in genişliğine, Doğu Asya'da nüfusunun hızla çoğalmasına ve çalışkanlığına güvenir.
-Partinin iki amacı vardır. Yeryüzünü tümüyle ele geçirmek ve bağımsız düşünme olanağını sonsuza dek ortadan kaldırmak. Bu nedenle, çözmeye çalıştığı iki sorun vardır. Biri, insanın aklından geçenleri okumak, İkincisi de bir iki saniye içinde 100 milyonlarca insanı öldürmek.
-Eğer bu üç süper güç birbirleriyle savaşmak yerine sürekli olarak barış içinde yaşamayı seçmiş olsalardı, sonuç aşağı yukarı aynı olurdu. Savaş barıştır.
-En iyi kitaplar, bize bildiklerimizi söyleyenlerdir.
-En üst sınıf, durumunu korumak, orta sınıf onun yerine geçmek ister. Alt sınıfın amacı tüm farkları ortadan kaldırmak, herkesin eşit olduğu bir toplum yaratmaktır.
-Daha zeki olan, daha az akıllıdır.
-Nerede olursa olsun, gökyüzü herkes için birdi.
-İnsanoğlu için seçim, mutluluk ve özgürlük arasındadır.
-Özgürlük köleliktir. Yalnız ve özgür olan insan her zaman yenilir.