Neden bu kitap?
Dün, Gazzâlî ile evrenin işleyişini doğa yasalarının zorunluluğundan çıkarıp, Yaratıcı'nın anlık ve özgür "tercihine" bırakmıştık. Peki Gazzâlî bu sarsıcı itirazı yaparken aslında kime karşı savaşıyordu? 52. günümüzde, İslam felsefesinin zirvesi ve Batı'da tıp ile felsefenin otoritelerinden kabul edilen o büyük dehaya, İbni Sina'nın İşaretler ve Tenbihler adlı şaheserine dönüyoruz.
İbni Sina, evreni anlık kararlarla değişen bir sahne olarak değil, kusursuz ve ezeli bir aklın mecburi bir yansıması olarak görüyordu. Ona göre etrafımızdaki her şey "mümkün varlık"tır; yani var olmaları kadar yok olmaları da mantıken mümkündür. Ancak bu sonsuz olasılıklar denizi, tek başına varlık sahnesine çıkamaz. Sebep-sonuç bağlarıyla örülü bütün bu zincir, var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmayan, varlığı kendi özünden gelen bir "Zorunlu Varlık"a (Vâcibü'l-Vücûd) dayanmak zorundadır. Gazzâlî evrendeki düzeni Yaratıcı'nın mucizevi bir alışkanlığı olarak okurken; İbni Sina bu düzeni, O'nun kusursuz doğasının kırılmaz, matematiksel ve ebedi bir zorunluluğu olarak görür. Evren, O'nun muazzam aklından taşan sarsılmaz bir ışıktır.
Sizce evrenin muazzam düzeni, her an değişebilecek özgür bir iradenin mi eseri; yoksa kusursuz bir aklın değişmez ve zorunlu matematiği mi?
yarın görüşelim
#kitap #ibnisina