Furkan Dolgun Fizik Felsefe

Furkan Dolgun Fizik Felsefe
@Furkanzbf
Boğaziçi University @unifeza Fizik - Felsefe insta: furkandolgunfizik instagram.com/furkandolgunfiz...
Fizik
13 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Reklam
115.gün
Neden bu kitap? Dün Boris Hessen ile fiziğin o kanlı ve iktisadi köklerine inmiş, bilimi sadece "işe yarayan" ekonomik bir alet olarak görmenin felsefi krizini yaşamıştık. 115. günümüzde, Kuantum Akademi'nin ruhuna en uygun sığınağa; evrenin o dondurucu sırlarını çözen kuantum dâhisi Erwin Schrödinger'in Bilim ve Hümanizm eserine gidiyoruz. Modern çağın akademisi, bilim insanlarını birbirinin dilinden anlamayan, sadece kendi dar alanına (optik, parçacık fiziği, genetik) hapsolmuş "aşırı uzmanlaşmış" teknisyenlere dönüştürdü. Schrödinger bu dondurucu tehlikeyi yıllar öncesinden görmüştü. Ona göre, bir fizikçi laboratuvarda bulduğu o kusursuz denklemi felsefeyle, tarihle ve insanlık durumuyla sentezlemiyorsa, yaptığı işin hiçbir kıymeti yoktur. Bilimin asıl amacı daha hızlı makineler veya daha yıkıcı bombalar yapmak değildir. Antik Yunan'dan beri felsefenin ve bilimin tek bir ortak ve kutsal amacı vardır: İnsanın evrendeki yerini anlamak. Fizik, kimya veya biyoloji; hepsi eninde sonunda bizi o kanayan ve kadim soruya götürmek zorundadır: "Biz kimiz ve nereden geliyoruz?" Eğer bilim, insanı ve felsefeyi (hümanizmi) terk ederse, geriye sadece ruhsuz bir hesap makinesi kalır. Sizce bugün laboratuvarlarda ve akademide yapılan bilim, "Biz kimiz?" sorusuna felsefi bir cevap arayan o yüce hümanist çabanın bir parçası mı; yoksa sadece endüstrinin ihtiyaçlarını karşılayan ruhsuz bir teknisyenlik mi? yarın görüşelim #kitap #erwinschrödinger
103.Gün
Neden bu kitap? günümüzde Aristoteles ile "Kategoriler"i kurmuş, dilimizin ve mantığımızın (Ya Doğru, Ya Yanlış / A, A'dır) varlığın sarsılmaz iskeleti olduğunu konuşmuştuk. Ancak 103. günümüzde, o sarsılmaz iskeleti atom altı dünyada un ufak eden bir dehanın, Mantıksal Empirizm'in en büyük savunucularından Hans Reichenbach'ın Kuantum Mekaniğinin Felsefi Temelleri eserine gidiyoruz. Kuantum mekaniği (dalga-parçacık ikiliği, Heisenberg'in belirsizliği) ortaya çıktığında birçok fizikçi paniğe kapılmış, evrenin arkasında mistik veya akıldışı bir şeyler aramaya başlamıştı. Oysa Reichenbach bu romantik krize buz gibi bir "Mantık" neşteriyle müdahale etti. Ona göre sorun elektronun kendisinde değil, bizim o elektrona soru sorma şeklimizde, yani Aristoteles'ten miras kalan o "İki Değerli Mantık" (Siyah/Beyaz, Evet/Hayır) kibrimizdedir. Reichenbach, kuantum paradokslarını çözmek için fizik tarihindeki en radikal adımlardan birini atar ve "Üç Değerli Mantık" (Three-Valued Logic) sistemini kurar. Çift yarık deneyinde "Elektron sağ yarıktan mı geçti?" diye sorduğunuzda klasik mantık "Evet" veya "Hayır" cevabını bekler. Oysa Reichenbach, evrenin kendi dilinde bir üçüncü gramer olduğunu ispatlar: "Belirsiz" (Indeterminate). Bu, bizim bilgisizliğimizden kaynaklanan bir 'bilmiyorum' değil, evrenin temel dokusuna kazınmış ontolojik bir 'belirsizlik'tir. Eğer atom altı dünyayı konuşacaksak, Aristoteles'in alfabesini çöpe atmak zorundayızdır. Sizce evrenin derinlikleri gerçekten yeni baştan yazacağımız kusursuz bir "kuantum mantığına" boyun eğecek kadar rasyonel mi; yoksa tüm bu mantık oyunları, asla idrak edemeyeceğimiz bir kaosu kendi aklımızla ehlileştirme çabamız mı? yarın görüşelim #kitap #hansreichenbach
1000Kitap
Reklam