Neden bu kitap?
günümüzde Aristoteles ile "Kategoriler"i kurmuş, dilimizin ve mantığımızın (Ya Doğru, Ya Yanlış / A, A'dır) varlığın sarsılmaz iskeleti olduğunu konuşmuştuk. Ancak 103. günümüzde, o sarsılmaz iskeleti atom altı dünyada un ufak eden bir dehanın, Mantıksal Empirizm'in en büyük savunucularından Hans Reichenbach'ın Kuantum Mekaniğinin Felsefi Temelleri eserine gidiyoruz.
Kuantum mekaniği (dalga-parçacık ikiliği, Heisenberg'in belirsizliği) ortaya çıktığında birçok fizikçi paniğe kapılmış, evrenin arkasında mistik veya akıldışı bir şeyler aramaya başlamıştı. Oysa Reichenbach bu romantik krize buz gibi bir "Mantık" neşteriyle müdahale etti. Ona göre sorun elektronun kendisinde değil, bizim o elektrona soru sorma şeklimizde, yani Aristoteles'ten miras kalan o "İki Değerli Mantık" (Siyah/Beyaz, Evet/Hayır) kibrimizdedir.
Reichenbach, kuantum paradokslarını çözmek için fizik tarihindeki en radikal adımlardan birini atar ve "Üç Değerli Mantık" (Three-Valued Logic) sistemini kurar. Çift yarık deneyinde "Elektron sağ yarıktan mı geçti?" diye sorduğunuzda klasik mantık "Evet" veya "Hayır" cevabını bekler. Oysa Reichenbach, evrenin kendi dilinde bir üçüncü gramer olduğunu ispatlar: "Belirsiz" (Indeterminate). Bu, bizim bilgisizliğimizden kaynaklanan bir 'bilmiyorum' değil, evrenin temel dokusuna kazınmış ontolojik bir 'belirsizlik'tir. Eğer atom altı dünyayı konuşacaksak, Aristoteles'in alfabesini çöpe atmak zorundayızdır.
Sizce evrenin derinlikleri gerçekten yeni baştan yazacağımız kusursuz bir "kuantum mantığına" boyun eğecek kadar rasyonel mi; yoksa tüm bu mantık oyunları, asla idrak edemeyeceğimiz bir kaosu kendi aklımızla ehlileştirme çabamız mı?
yarın görüşelim
#kitap #hansreichenbach