Neden bu kitap?
Dün Boris Hessen ile fiziğin o kanlı ve iktisadi köklerine inmiş, bilimi sadece "işe yarayan" ekonomik bir alet olarak görmenin felsefi krizini yaşamıştık. 115. günümüzde, Kuantum Akademi'nin ruhuna en uygun sığınağa; evrenin o dondurucu sırlarını çözen kuantum dâhisi Erwin Schrödinger'in Bilim ve Hümanizm eserine gidiyoruz.
Modern çağın akademisi, bilim insanlarını birbirinin dilinden anlamayan, sadece kendi dar alanına (optik, parçacık fiziği, genetik) hapsolmuş "aşırı uzmanlaşmış" teknisyenlere dönüştürdü. Schrödinger bu dondurucu tehlikeyi yıllar öncesinden görmüştü. Ona göre, bir fizikçi laboratuvarda bulduğu o kusursuz denklemi felsefeyle, tarihle ve insanlık durumuyla sentezlemiyorsa, yaptığı işin hiçbir kıymeti yoktur. Bilimin asıl amacı daha hızlı makineler veya daha yıkıcı bombalar yapmak değildir. Antik Yunan'dan beri felsefenin ve bilimin tek bir ortak ve kutsal amacı vardır: İnsanın evrendeki yerini anlamak. Fizik, kimya veya biyoloji; hepsi eninde sonunda bizi o kanayan ve kadim soruya götürmek zorundadır: "Biz kimiz ve nereden geliyoruz?" Eğer bilim, insanı ve felsefeyi (hümanizmi) terk ederse, geriye sadece ruhsuz bir hesap makinesi kalır.
Sizce bugün laboratuvarlarda ve akademide yapılan bilim, "Biz kimiz?" sorusuna felsefi bir cevap arayan o yüce hümanist çabanın bir parçası mı; yoksa sadece endüstrinin ihtiyaçlarını karşılayan ruhsuz bir teknisyenlik mi?
yarın görüşelim
#kitap #erwinschrödinger