Eğer elinizdeki bu metni okurken "Ne saçmalıyor bu adam?" diyerek sinir krizleri geçiriyorsanız, derin bir nefes alın; çünkü sorun kesinlikle sizin analitik zihninizde değil, kitabın ta kendisinde. Karşınızdaki bu kitap bir felsefe klasiği çevirisi değil; düşünce, tarih ve mantık felsefesine yapılmış organize bir suikasttır.
Bu rezaletin nedenlerini madde madde yüzlerine vuralım:
1. Çevirinin Çevirisi Olmaz! (Fransızca Üzerinden İslam Felsefesi Okuma Fecaati)
İbn Rüşd gibi ontoloji, fizik ve İslam hukukunun (fıkhın) zirvesindeki bir başkadıyı doğrudan kendi kavramsal dünyasından (Arapçadan) değil de, araya Fransızcayı sokarak okutmaya kalkarsanız olacağı budur. Felsefe ve kelam terminolojisinden bihaber bir çevirmenin elinde, İbn Rüşd'ün o muazzam Aristoteles şerhleri ve mantıksal kurguları "ne idüğü belirsiz", bağlamsız ve havada uçuşan bir kavram çorbasına dönüşmüş. Ortada bir metin yok, kelime yığını var.
2. 19. Yüzyılın Kokuşmuş Oryantalist Ezberleri
Kitabın başındaki o "önsöz", kelimenin tam anlamıyla *malca* yazılmış bir sığlık abidesidir. Yazar; Thomas Kuhn'un paradigmalarından, bilim felsefesinden veya dinler tarihinden zerre nasibini almamış. Tek yaptığı, Ernest Renan gibi ırkçı oryantalistlerin ve Orta Çağ'ı kulaktan dolma bilen Bertrand Russell'ın hezeyanlarını kopyala-yapıştır yapıp bize "analiz" diye satmak.
Koskoca İslam Altın Çağı'nı, Beytü'l-Hikme'yi, devasa astronomi ve tıp devrimlerini "Bunlar aydın sınıfı çıkaramadı, Yunan'ın postacılığını yaptılar" diye aşağılamak, sadece tarih bilmemek değil, kör kütük bir Batı tapınmacılığıdır.
3. Çevirdiği Kitabın Ana Fikrini Anlamamış Bir Yazar!
En büyük trajedi burada başlıyor: Yazar, önsözünü yazdığı *Faslu'l-Makâl*'in ne anlattığını zerre anlamamış! İbn Rüşd, o eserde "Eğer bilimsel ve mantıksal