Furkan Dolgun Fizik Felsefe

Furkan Dolgun Fizik Felsefe
@Furkanzbf
Boğaziçi University @unifeza Fizik - Felsefe insta: furkandolgunfizik instagram.com/furkandolgunfiz...
Fizik
13 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Cinayet
1/10
·104 syf.·
2026 33. kitabı
Eğer elinizdeki bu metni okurken "Ne saçmalıyor bu adam?" diyerek sinir krizleri geçiriyorsanız, derin bir nefes alın; çünkü sorun kesinlikle sizin analitik zihninizde değil, kitabın ta kendisinde. Karşınızdaki bu kitap bir felsefe klasiği çevirisi değil; düşünce, tarih ve mantık felsefesine yapılmış organize bir suikasttır. Bu rezaletin nedenlerini madde madde yüzlerine vuralım: 1. Çevirinin Çevirisi Olmaz! (Fransızca Üzerinden İslam Felsefesi Okuma Fecaati) İbn Rüşd gibi ontoloji, fizik ve İslam hukukunun (fıkhın) zirvesindeki bir başkadıyı doğrudan kendi kavramsal dünyasından (Arapçadan) değil de, araya Fransızcayı sokarak okutmaya kalkarsanız olacağı budur. Felsefe ve kelam terminolojisinden bihaber bir çevirmenin elinde, İbn Rüşd'ün o muazzam Aristoteles şerhleri ve mantıksal kurguları "ne idüğü belirsiz", bağlamsız ve havada uçuşan bir kavram çorbasına dönüşmüş. Ortada bir metin yok, kelime yığını var. 2. 19. Yüzyılın Kokuşmuş Oryantalist Ezberleri Kitabın başındaki o "önsöz", kelimenin tam anlamıyla *malca* yazılmış bir sığlık abidesidir. Yazar; Thomas Kuhn'un paradigmalarından, bilim felsefesinden veya dinler tarihinden zerre nasibini almamış. Tek yaptığı, Ernest Renan gibi ırkçı oryantalistlerin ve Orta Çağ'ı kulaktan dolma bilen Bertrand Russell'ın hezeyanlarını kopyala-yapıştır yapıp bize "analiz" diye satmak. Koskoca İslam Altın Çağı'nı, Beytü'l-Hikme'yi, devasa astronomi ve tıp devrimlerini "Bunlar aydın sınıfı çıkaramadı, Yunan'ın postacılığını yaptılar" diye aşağılamak, sadece tarih bilmemek değil, kör kütük bir Batı tapınmacılığıdır. 3. Çevirdiği Kitabın Ana Fikrini Anlamamış Bir Yazar! En büyük trajedi burada başlıyor: Yazar, önsözünü yazdığı *Faslu'l-Makâl*'in ne anlattığını zerre anlamamış! İbn Rüşd, o eserde "Eğer bilimsel ve mantıksal
Din - Felsefe Tartışmasıİbn Rüşd · Cem Yayınevi · 2002198 okunma
Reklam
Puan vermedi·240 syf.·
2026 27. kitabı
İslam mistisizminin (tasavvuf) ve felsefesinin zirve isimlerinden biri olan Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin olgunluk dönemi eseri Fusûsü’l-Hikem (Hikmetlerin Yüzük Taşları), 627 (1229) yılında Şam'da kaleme alınmıştır. İbnü’l-Arabî'nin kendi ifadesiyle bu eser, doğrudan Hz. Muhammed'in manevi bir vizyon (rüya/müşahede) yoluyla kendisine uzatarak "Bunu al ve insanlara sun" dediği ilahi bir bağıştır. Bu "verilmişlik" iddiası, eserin dilinin neden son derece sembolik, yoğun ve dogmatik bir kesinlik taşıdığını açıklar. Fütûhât-ı Mekkiyye yazarın ansiklopedik külliyatını temsil ederken, Fusûsü’l-Hikem onun felsefi ve teozofik sisteminin damıtılmış, en kristalize halidir. Eser, yalnızca tasavvufi bir el kitabı değil; varlığın doğası, Tanrı-âlem ilişkisi ve insanın kozmik işlevi üzerine inşa edilmiş katı bir onto-teolojik sistemdir. Eserin başlığı olan Fusûsü’l-Hikem, kelime anlamıyla "Hikmetlerin Yüzük Taşları" (veya yüzük taşlarının oturduğu yuvalar) demektir. Fass, bir yüzüğün üzerine işlenen ismin veya mührün bulunduğu taştır. İbnü’l-Arabî sisteminde bu metafor kusursuz bir ontolojik denkliğe sahiptir: Hikmet (Taş/Mühür): Belirli bir ilahi ismin (Esma-ül Hüsna) veya sıfatın özgül tecellisidir. Fass (Yüzük/Yuva): Bu ilahi tecelliyi almaya, taşımaya ve yansıtmaya en uygun olan peygamberin kalbi (istidadı) ve ruhaniyetidir. Eser 27 bölümden (fass) oluşur. Her bölüm, Hz. Âdem'den başlayıp Hz. Muhammed ile sona eren bir peygambere atfedilmiştir. İbnü’l-Arabî, tarihsel peygamberlik kıssalarını anlatmaz; bunun yerine her peygamberi, mutlak varlığın belirli bir vechesinin kozmik bir sembolü (logos/kelime) olarak hermeneutik bir okumaya tabi tutar. Örneğin: Âdem Fassı: İlahî hikmettir (Varlığın prototipi ve isimlerin aynası). Nuh Fassı: Tenzih ve teşbihin (aşkınlık ve içkinlik)
1000Kitap
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,328 okunma
41.Gün
Puan vermedi·210 syf.·
2026 18. kitabı
Neden bu kitap? Dün Kafka ile içimizdeki denizi kırmaya çalışmıştık. Bugün ise o kırılan buzların altından çıkan asıl meseleyle yüzleşiyoruz: İkiye bölünmüş ruhlarımız. Hesse'nin kahramanı Harry Haller gibi, çoğumuzun içinde bitmek bilmeyen bir savaş var. Bir yanımız 'sayılara değer veren', topluma uyan, mantıklı ve saygın bir entelektüel (İnsan). Diğer yanımız ise o 'küçük kemancıyı' özleyen, sisteme hırlayan, sadece hissetmek ve yaşamak isteyen o yalnız kurt (Bozkırkurdu). Ben yıllarca hikayeleri terk edip sayılara sığındım. Ama Hesse bize şunu hatırlatıyor: İnsanı hasta eden şey, bu iki tarafı birbiriyle savaştırmasıdır. Oysa çözüm, kurdu öldürmek değil; ona da ruhunda bir yer açmaktır. Bu kitap, ne tam olarak toplumun parçası olabilen ne de tamamen dağa çıkabilen; o arafın içinde sıkışmış 'entelektüel yalnızlar'ın kutsal kitabıdır. Yalnızlığın soğuk ama yıldızlı uzayına hoş geldiniz.
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma