Hikmetlerin Özü

Füsusu'l Hikem

Muhyiddin İbn Arabi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Şaşılacak olan şey..."
1/10
·240 syf.··
2025 342. kitabı
Biz müslümanlar tarafından Şeyh-i Ekfer olarak bilinir. Avanesi için ise o Şeyh-i Ekber'dir. vahdedi vücut hezeyanın fikir babasıdır kendisi. Yaratan ile yaratılanın aynı olduğunu savunur. Allah'tan vahiy aldığını da söyler. Bu kitapta şu ifadeler de yer alır: "Bu kitap, nefis arzularından münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en kudsî makamdan indirilmiştir. Çünkü ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim ve bu yazılı kitapta ancak bana indirilmiş olan hakikatleri dile getirdim.” Şaşılacak olan şey bir insanın bu kadar ileri gitmesi değildir. Şaşılacak olan şey, bu adamın bu yazdıklarına rağmen sevilmesidir. Ateşin bol olsun Şeyh-i Ekfer. Yoldaşın İblis idi, odunun da İblis olsun.
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 38. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 23:49
Fususu'l-Hikem bir rüyaya dayanır. Bu rüyada Ibnü'l-Arabi Hz. Peygamber'in kendisine bir kitap verdiğini ve onu insanlara ulaştırmasını istediğini belirtir. lbnü'l Arabi de hiçbir yorum katmadan bu kitabı aktardığını söyler. lbnü'l-Arabi, başka kitaplarında da bu tür iddialarda bulunur. Söz gelişi Fütihatü'l-Mekkiyye'de kitabın yazım ve tasnifinin kendisine ait olmadığını ve imla-i rabbani diye isimlendirdiği bir şekilde yazıldığını belirtir. Bazen de "kalbime gelenleri yazdım" gibi ifadeler kullanır. Fususu'l-Hikem'in bir rüyaya dayanması kitaba belirli bir kutsiyet kazandırmış olsa bile, onu temel bir eser, özellikle lbnü'l-Arabi sonrası tasavvufunun gelişme yönünü belirleyen bir kitap yapan şey, bir metafizik olmasıdır. Fususu'l-Hikem Ekberi gelenekte temel başvuru kitabı olarak görülmüş, bunun nedeni ise kitabın bu geleneğin yorumladığı anlamda bir metafizik kitabı olmasından kaynaklanmıştır. Bu özelliğiyle Fususu'l-Hikem, söz konusu gelenekteki düşüncenin yönünü ve doğrultusunu belirlemiş, meydana getirdiği tartışma ve literatürle de sürekli olarak bu gelenekte etkinliğini sürdürmüştür. Buraya kadar olan kısmı, doğrudan kitabın içinden aldım. Hiçbir ekleme yapmadım. Kendi görüşüm; fazla abartılmış, kendisini fazla önemsemiş, rüyamda gördüm diyerek kitabını bir nevi kutsallaştırma çabasına girmiş birisi.
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2015 42. kitabı
Vahdeti Vücud düşüncesinde olan İbn Arabi'nin, tasavvufi okumalara yeni başlayanlar için tehlikeli olduğunu düşündüğüm kitabıdır -ki İbn Arabi kendi düşünce sistemi yüzünden bir kesim tarafından tekfir de edilmiştir-. Kitapta 25 peygamberin her birinin hikmetleri, tecelliler bakımından neye tekabül ettiği, bugüne kadar alışık olmadığımız biçimde ele alınmıştır. Şerhi yapılmış bir eserdir, içeriği ağır olduğundan ben bu şerhlerin okunması taraftarıyım.
Din
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
Yüksek lisans ders kitabı olarak okumuştum. İlk bu dersi alırken çok tereddüt etmiştim. Fakat düşündüğüm gibi olmadı. Tam aksine bu kitap ile İslam felsefesini sevdim. Kitap bir rüya üzerine yazılmış ve islamın tasviri yapılarak dünya ve peygamberlerin açıklamalarının bulunduğu mükemmel bir eserdir. En öz haliyle şöyle diyebilirim ki bu kitap dini ve tabiatın oluşumunu en güzel anlatan bir eserdir. Okuyucuların okuyup da pişman olacağı bir eser değil de neden daha önce okumadım diye pişman olacağı bir eserdir.
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi
Diğer adıyla ''Hikmetlerin Özü'' ; Benim gibi Tasavvuf Edebiyatına ilginiz varsa mutlaka göz gezdirmelisiniz bu minvalde baş yapıtlardandır fakat öncelikle giriş olarak içerdiği kelimeleri ve daha öncesinde tasavvufa dair bir çok şeyi bilmekte fayda var çünkü zahiren okuyup anlaşılması zordur.Muhtemelen ilk okuyuşta şirk koşulduğunu bile düşünebilirsiniz.Beni buna sürükleyenlerden birisi kitapta geçip Kuran'da geçmeyen Peygamberler,miraca yükseliş vb.. Yazar, Şeyhü'l Ekber olarak da bilinen İbn Arabi'dir.Okuduktan sonra ne okuduğunu kavrayabilmek için birkaç cilt şerh okumakda fayda var :) İyi okumalar.
Tasavvuf
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Allah duasında ısrar edenleri sever.
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2018 136. kitabı
Sûfîlerin bilgi ve varlık görüşünün zirvesidir. Bu eser, bir şerh geleneğinin merkezini oluşturur ve tasavvufun seyrini kendisinden sonra büyük oranda etkilemiştir.
Din
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
10/10
·240 syf.··
2017 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2017 23:16
Varlıkların tümü kuşkusuz ki hayaldir. Ama gerçekte olanlar da Hakk'tir. Bunu anlayıp çözen kişi gerçeğin sırrına ermiştir.. ..özü ve benliği gereği en yüce olan varlık ancak O' dur.
Din
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2015 26. kitabı
Tasavvuf konularına meraklı olanlar bu kitabı dikkatli okumalıdırlar. Yazar çok derin bilgiler verdiği için kitabin anlaşılması zor. Buna rağmen içeriğindeki bilgiler çok değerli. Bu kitabı şerhleri ile birlikte okumak daha isabetli olabilir.
Din
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2018 9. kitabı
Bu tür bir kitabı daha önceden okumamış biri olarak bambaşka bakış açısı sağladığını ufkumu bir milyon kat açtığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kitaptan neyi almak, öğrenmek istiyorsanız onu alır ve öğrenirsiniz. İlaçla zehir arasındaki tek fark dozu denir ya o hesaptan :)
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
Muhtemelen on yargılı olunan eserlerden.. çok güzel bir eserdi ama şu var abi bu kitap her beş on senede bir tekrar okunmalı çünkü her seferinde başka bir tad veriyor yanı
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.