Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı:
71
Basım Tarihi:
Aralık 2015
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Orijinal Adı:
Kitâbü'l-Fenâ Fi'l-Müşâhede
ISBN:
9789753555715
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir Tasavvuf Bir Hikaye
8/10
·71 syf.··
2021 50. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2021 23:37
Önce kitabın yazarından bahsedeceğim. Muhyiddin İbn Arabi, 1165 yılında Kadir gecesinde doğmuştur. Hızır aleyhiselam ı gördüğü rivayet edilir. Muhiddin-i Arabi'nin "Futuhat-I Mekkiye"Sinden Tasavvuf en önemli eseridir. Füsusu'l Hikem ise diğer önemli bir eseridir.Tasavvufla ilgili yazar çoğunlukla kitaplarını.Ayrıca eserleri Batı ülkelerince de çevirilmiştir.Çok fazla seyehat yapmıştır.Fatih Sultan Mehmet in hocası Akşemseddin de onun görüşlerini savunmuştur. Kitabın Mahmut Kanık çevirisi tartışılır.Her sayfada sayfadan büyük dipnotlar var.Ibn Arabi nin dediklerine odaklanamıyorum.Sürekli bir açıklama.Sürekli bir alt yorum.Bakıyorum hepsi gerekli mi diye? Hayır gereksiz olan o kadar fazla dipnot varki inanamazsınız.Çok yoruyor.Ibn Arabi 30 sayfa dipnot 30 sayfa desek yeri. Yazım hataları, parantez hataları da aynı zamanda gözüme fazlasıyla çarptı. Kitap, Resailü İbnül Arabi adıyla yayınlanan 29 risaleden ilki.Girişte 17 sayfalık kitapla ilgili bir Muhammed Valsan yazısı mevcut.Bu bilgilendirici bir kısım.Kitaba başlamadan biraz birşeyler alıyoruz.Ne ile karşılaşacağımızı öğreniyoruz. Kitabın hacmi küçük ama etkisi fazla.Dili cok ağır.Herkes okumasın.Felsefe ve tasavvuf birleşimi diyebiliriz.Temel Tasavvuf bilgisi olmayanlar hiç girişmesin.Girişirlerse de beni daha iyi anlayacaklardır zaten. Kitapta geçen ve hoşuma giden, bilmediğim bir olayı anlatarak yazıma son vereyim.Belam bin Baura : Söylenene göre bu kişinin Hz.Musa döneminde yaşadığı ve tüm ettiği duaların kabul gördüğü rivayet ediliyor.Buna İsmi Azam duası deniliyor bu arada.Kral Balak ve kavmi, Hz Musa nın aleyhinde dua etmesini ondan istiyorlar.Ve bunun olması içinde teklifleri çok sık rededildiğinden dolayı eşine maddi değerli hediyeler sunuyorlar.Eşi en sonunda Belam ı ikna ediyor.Ve çok yüksek bir yere çıkarak tüm kavmin önünde Hz Musa ya beddua etmeye başlıyor.Ama
Din
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
KISA AMA ÖZ!
10/10
·71 syf.·
2020 156. kitabı
Kitab'ın giriş kısmında uzun bir inceleme yazısı var kitap içeriği hakkında. Giriş yazısını okumadan kitaba geçneyin yoksa pek bir şey anlamazsınız. Kitabın giriş kısmında yer alan inceleme yazısı yaklaşık 27 sayfa sürüyor, kitap ise en az 17 sayfadan oluşuyor geri kalan da ise notlar var. Kitabın giriş kısmından faydalanarak bu incelemeyi yazıyorum. Resâilü İbnü’l-Arabî adıyla 1948’de Haydarabad’da yayınlanan 29 risâleden ilki olup adı Kitâbü’l-fenâ fi’l-müşâhede’dir. Bu risâle Michel Valsan tarafından Fransızca’ya çevrilmiştir. (Le Livre de L’Extinction dans la contemplation, les Editions de I’Oeuvre, Paris, 1984). Bu risâleyi Fransızca çevirisiyle karşılaştırılarak Arapça aslından Türkçe’ye çevrilmiştir. Avrupa ve Amerika’da İbn Arabî’nin eserlerinin Batı dillerine çevrilmiştir ve hakkında bir çok kitaplar yazılmıştır. İbn Arabî’nin bazı eserleri Türkçe’ye de geçmişte çevrilmiştir. Oldukça genel bir bakışla ele alınırsa bu risâle, adı öyle olmasına rağmen, İslâm’daki tasavvuf yolunun (voie ésotérique) incelenmesine ve metafizik bilgi alanına bir giriş olarak değerlendirilebilir. Fakat bu risâle, özellikle tasavvuf yolunun ve bu yola özgü vasıtaların, ister zâhircilik tarafından ister felsefî akılcılık tarafından olsun, uğradığı saldırılara karşı, ‘keşf’ olarak, bir nevi savunma gibidir. Şunu belirtmeliyim ki, kitapla ilgili yazılan incelemelerde kitabın ağır olduğunu bastırmışlar. Aslında ilk başı biraz ağır geldi bana ama sonrası gayet iyi gidiyor zaten topu topu 17 sayfa bu yüzden ağır olması da normal, az olmasına rağmen öz bir kitap olmuş ama biraz daha uzun yazılmış bir eser olsaydı keşke diye düşünüyorum. Kitâbü’l-fenâ’nın yazma nüshaları pek çoktur. Kitapta beş yazma nüsha ile karşılaştırılmış olan (Upsala II 16215; Berlin 2945; Manchester 1065; Paris
Din
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
Puan vermedi·71 syf.·
2018 119. kitabı
Derin anlamlara ciltler dolusu bilgi katmaya gerek yok dedirtten bir risale. Risaleller dilleri gereği ağır kitaplardır. Okumak sabır, anlamak bilgi birikimi ister. İbn-i Arabi 71 sayfada tasavvufun hayati önemlerine değinir. Öğüt kitabıdır, yol gösterendir, anlamlara hayattan örnekler katandır. Okumak isteyen birinin Tasavvuf temelinin olması gerekiyor. Aksi takdirde sıkıntılar olabilir. Yazarın kitabında yer verdiği bir söze değinerek, onun dilinden anlatmak en doğrusu. "Bir kimse eline bilmediği bir konuyla ilgili bir kitap alırsa ve o ilmin yoluna girmemişse, onunla ilgienmemeli, onunla uğraşmamalıdır. Onunla uğraşmayı ehline bırakmalıdır; o ilimi ne kabul etmeli ne reddetmelidir; ondan hiç söz etmemelidir." Bir konuda bilgi sahibi olunmadan, o kadar çok konuşmayı sever ki insaoğlu. Bilgi sahibi olsa bile "İnsan" meal olarak "unutan" demektir. Akıl sürekli bir fikir yürütme halindedir. Ehli kişi olmak, aklın ilim olarak belli konulara ilgi alakasının yoğun olması ile olur. Ehli kişi olmak gerekir, olunmuyorsa konusmamak gerekir. Konuşmamak; fikirleri kabul etmek anlamı da taşımaz. Diğer bir alıntı yine bu konuyu destekler. "Peki, bu insanlar aslını esasını bilmedikleri konularda konuşmaya kendilerini nasıl yetkili görebiliyorlar?" İnsana hep bir uyarı vardır. Önyargılı olma! Aciz kul olduğunu bil! Sabır ve zaman senin içindir. Sen insanoğlusun, Zahir ve Batı'nı bilemezsin. Zahir ile Batın Allah'ın sıfatlarıdır. Zahir: Varlığı aşikar olan. Batın: Bir şeyin iç tarafı. Her şeyi bilme kudreti insanoğlunda olmadığı için yanılgı, önyargı içinde çetrefilli hayat yaşar. Zahir ve Batın olan Allah'tan gizli ve aşikar tüm dularının olması için aciziyetine sığınıp, yetemiyorum Rabbim der. Yine aşikar ve gizli tüm günahların hesabını görecek olan Allah'a af duasında
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
9/10
·71 syf.··
2020 19. kitabı
Şeyhul Ekber’in değerli eserlerini elimize almadan evvel Claude Addas’ın eserlerini incelemek ve İbn Arabi’nin peşinde çeşitli yönlerde ele almamıza yardımcı olacağını düşünüyorum.. Fena risalesinde ise şerhlere ihtiyaç olunup idrakimize ulaşmayı kısa vakitte beklemek yerine, sabırla ve çetin bir özveriyle okumaya gayret edilmeli..
Din
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
5/10
·71 syf.··
Beğendi
·
2018 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2018 00:00
Yazarın diğer kitaplarına nazaran küçük bir risale olan bu eserin,okunması ve anlaşılması için aşırı bir çaba gerek. Tasavvufi bir konu olması nedeniyle üst düzey ön bilgiye ihtiyaç var.İlgilenenlere tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Felsefe
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
10/10
·71 syf.··
2021 4. kitabı
Tasavvuf alt yapısı olmadan okunması yanlış anlaşılmalara sebeb olabilir. Allah dostlarının manevi olgunluğunda olamadığımız için anlattıklarını da farklı şekillerde anlayabiliyoruz. Ön yargı ile yaklaşılmadıkca okunabilir hoş eser. "Bir kimse eline bilmediği bir konuyla ilgili kitap alırsa ve o ilmin yoluna girmemişse, onunla ilgilenmemeli, onunla uğraşmamalıdır. Onunla uğraşmayı ehline bırakmalıdır; o ilmi ne kabul etmeli ne reddetmelidir; ondan hiç söz etmemelidir."
Din
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
Puan vermedi·71 syf.··
Beğendi
·
2022 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2022 11:18
“Diyelim ki, siz biraz bilginiz olan konularda tartışıyorsunuz; peki ama hiç bilginiz olmayan konularda niçin tartışıyorsunuz?” Fena Risalesi uzun bir ön sözle başlamış. Kısa bir kitap. Yetmiş sayfa ama ön sözü ve dip notları ile sayfa sayısı bu rakama çıkıyor. Derin konular, derin bilgiler içeriyor. Tasavvufu seven, tasavvuf ile ilgilenenlerin okuyabileceği bir kitap. İyi okumalar dilerim...
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
10/10
·71 syf.··
2021 47. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2021 00:31
Yanlış anlaşılmasın Allah cc affetsin bu tür kitapları okumak nefsime ağır geliyo birde içindeki şifreyi çözmek o sırlara erişmek çok az kişiye nasip olacak bişey.
Din
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
10/10
·71 syf.··
Beğendi
·
2003 2. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2003 19:41
Orjinal Adı Kitâbü'l-Fenâ Fi'l-Müşâhede Risale olan bu kısa risale, (yani batı bilim tarzı ile makale) Risail-u İbnü’l Arabi adıyla 1948’de Haydarabad’da yayınlanan 29 risale arasında ilk sırada yer alan risalesidir. Yine Fütuhatı Mekkiye de yer alan risalenin kitap halinde basımıdır. Konuya ve Şeyhü-l Ekberin kitaplarına hâkim Mahmut Kanık hoca tarafından çevrilmiş, bolca dipnot ile desteklemiştir. 71 sayfa olarak ne kadar ince gibi düşündüren bu kitap, anlam yoğunluğu olarak ciddi manada okurunu zorlayan, geliştiren ve hayata bakışını değiştiren önemli bir eserdir. Bu risaleyi, temel tasavvufi bilgisi olmadan anlamak zor olabilir, hatta felsefi tahlillere yatkınlık gerektiren bir seviyede olmak gerektiriyor bile denebilir.
Din
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma
10/10
·71 syf.·
2023 26. kitabı
Bu eser Hz. Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin ilahi aşk temalı serbest şiirlerinden oluşan bir eser. Eserde her ne kadar görülen bir kadına duyulan duygular tarifleniyor olsa da, Muhyiddin Arabi daha eserin başında bizi uyarır ve bu yazıların maddi bir aşk deği, ilahi aşka yönelik olduğunu, eğer bu şekilde düşünerek okunmazsa anlaşılmayacağı hakkında okuyucu uyarır. Eser dil bakımından en sade şekliyle bile anlaşılması güçleşebiliyor. Bunun en büyük sebebi tasavvufi bir anlatım ve betimlemelerden kaynaklanıyor. Okuyacak arkadaşlar şayet tasavvufi tarzda bir kaç eser okumuşsa bu eseri daha kolay anlayabilir diye düşünüyorum.
1000k
Fena RisalesiMuhyiddin İbn Arabi · İz Yayıncılık · 2015308 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.