Lübb'ül-Lübb

Özün Özü

Muhyiddin İbn Arabi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Oku Ama Dışını Değil, Özünü”
9/10
·110 syf.·
2025 10. kitabı
“Sen hâlâ kendini zannediyorsun. Oysa sen, senden içeri olansın…” Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Bazı sözler duyulmaz, kalpte yankılanır. Ve bazı yazarlar vardır, onlarla tanışmak, bir ömre bedel bir yolculuğun kapısını aralamaktır. İşte bu kitap, o kapının eşiğinde duranlara fısıldayan bir davet: “Gel, kendine dön.” Özün Özü, Muhyiddin İbn Arabî’nin satırlara dökülmüş bir kalp fısıltısıdır. Kitap, dış dünyadan değil; insanın içindeki uçsuz bucaksız derinlikten söz eder. “Ben kimim?” sorusuyla başlar her şey, ama İbn Arabî bu soruyu öyle yerlere taşır ki, sadece bir cevap değil, bir dönüşüm başlar insanda. Bu eser, sade ama sıradan olmayan bir dilde, bir hakikat yolcusunun en saf haliyle yaptığı içsel konuşmadır. Kalbini susturmuş ama zihni gürültüyle dolu olanlara bir sessizlik teklifidir. Sözler kısa, ama altı uçsuz bucaksız. Her cümle, insana “Dur, bir düşün, bir içeri bak…” dedirtiyor. İbn Arabî, öyle derin ki anlatmaz, gösterir. Satır aralarında bir kelimeyle yıkılırsın, bir başka kelimeyle ayağa kalkarsın. Bu kitapla birlikte susmayı öğrenirsin. Çünkü hakikat bazen susarak konuşur. Eğer sen de içinden “Bu dünya bu kadar olmamalı” diyorsan, Eğer “Bende bir şey eksik ama ne?” diye bir arayış taşıyorsan, Özün Özü seni bekliyor. Kendini okuduğunu sanırken, aslında seni okuyan bir kitap bu. Ve her sayfası bir dönüş, her cümlesi bir çağrıdır: “Kendine gel. Asıl sen, senden daha derindesin.” Kitapla kalın :)
1000Kitap
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
Özün Özü kitabı ve Muhyiddin İbn-ül Arabi Hz Hakkında
6/10
·110 syf.··
2023 49. kitabı
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Büyüklerimizin beğendiği, büyük bildiği Muhyiddin-i Arabinin, birçok sözlerinin ehl-i sünnete uymaması, şaşılacak şeydir. Hataları keşfinde, kalbde doğan bilgilerde olduğu için, ictihaddaki hatalar gibi bir şey söylenemez. Onu büyük bilir ve severim. Ehl-i sünnete uymayan yazılarını yanlış ve zararlı bilirim. [Bu ifadeler, Füsûsul-Hikem’deki, Ehli sünnete aykırı yazıları ve keşifleri içindir. Nasıl müctehid ictihadında hata ederse, sorumlu olmuyorsa, evliya keşfinde hata ederse sorumlu olmuyor. Ancak bu yanlış keşfe uyanlar sorumlu oluyor. Hiçbir müslüman da İbni Arabi hazretlerinin yanlış keşiflerine uymaz.] 1. Endülüs’te doğan ve Hicri 638 yılında (1240) Şam’da vefat eden, taraftarlarınca Şeyh’ul Ekber olarak adlandırılan “Vahdet-i Vücut” nazariyesinin sahibi Muhyiddin İbn-ül Arabi ile ondan 400 sene sonra Hindistan’ın Sirhind şehrinde yaşayan İmam-ı Rabbani arasında varlık konusunda bazı görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı şöyledir: İbn-ül Arabi ve taraftarlarına göre evren Allah’ın isim ve sıfatlarının gölgesidir. Bu gölge ile asıl aynıdır. Birbirinden farklı değildir. Rabbani’ye göre de âlem gölgedir; ancak asıl gibi değildir. Hiçbir şeyin gölgesi onun aslı olamaz. Dolayısı ile bir şeyin gölgesi onun aslının varlığının işaretidir. Gölge hayal değildir. Aslının varlığına delildir. (1) 2. İbn-ül Arabi ve taraftarlarına göre tasavvufta varılacak en son nokta ve tek gerçek “Vahdet-i Vücut”tur. (Varlığın birliğidir. Bu nedenle “La Mevcude İllallah” Allah’tan başka hiçbir şey yoktur” derler.) Rabbani’de ise Vahdet-i Vücut telakkisi manevi sarhoşluk anlamındaki sekr halinde söylenen aşırı sevgiden kaynaklanmaktadır. “Her şey O’dur” diyenler evrende var olan şeylerin O’nun zuhuratı olduğunu
Gönül Sırrı’na Eren’ler
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2020 51. kitabı
Tasavvuf sevenler için okunması gerek bir hediye.Anlatım dili ve manâ olarak derince aktarılmıştır.Anlama yönü ise bizleri Allah yolunu görmemizi , bu yolda bizlere yardımcı olan "özün özünü'' görmenize nasip olan bir eserdir.Tasavvufun anlaşılması bakımından temel kavramlar ve fikirler sayfalarda bizlere sunulmuştur.Aynı zamanda kişinin kendini görmesi ve rabbini hakikat ile bilmesi yolunda vakıf olaması gereken hallere değinilmiştir.Eserin haritası olabilir şu alıntı sizlere ; Bilinsin ki, bir güzel sevgilinin güzelliğine bakılsa ve onun etrafına yüz binlerce ayna koyulsa o sevgili yüz binlerce görünür. Görüntüler, o aynaların kendi kabiliyet ve istidatlarına farklı farklı olabilir. Sevgilinin bir aynada görünen yüzünü görüp diğer yüzleri inkâr eden ârif değildir. Ârif olan hepsini kabul eder. Ârif sevgiliyi ayna ile de görür ayna olmadan da. Çünkü o bir sevgili ve bir tek yüzdür. Bu Hakk’ın bir yüzüdür. İlâh-ı mutlak hiçbir şeye sığmaz. Gönle de sığmaz. Hem nasıl sığsın ki, O her şeyin aynıdır ve kendisinden başka bir şey yoktur. Bu anlamda gönlün de aynıdır".
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
Kitap Mükemmel Derecede Tasavvuf ile ilgili bir kitap. Özün Özü olarak Başlık Atan Muhyiddin İbn Arabi kitap Başlığı Değilde Hakikaten Gerçek özün Özünü Bizlere Anlatmış. ... Bu Gibi Şahsiyetlerin Kitabı Hakkında yorum Yapmak Edebe Aykırıdır ama Kitabı Tavsiye Etmek İçin Kısa Bir Özetin Mahsuru Yoktur İnşallah... Cümleten Hepinize Muhabbetle Tavsiye Ederim... Selam ve Dua İle.....
Din
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
10/10
·110 syf.·
Beğendi
·
2017 79. kitabı
Ramazan ın ilk günü bitirdim kitabı. An itibariyle demekki bazı yerleri okumak ve anlamak için kalıbın sindirim için efor sarfetmeden tüm gücünü kalp ve akla yönlendirmesi gerekiyormuş diye düşündüğüm bu hoş kitap için incelemeden ziyade bir kaç kelam da ben edeyim niyetiyle birşeyler yazacağım inş. 16 gün önce okumaya başlamışım. sitenin güzelliği her türlü kaydı tutması :) lakin zaman koşuyor adeta.ne çabuk geçti 16 gün.. 110 sayfalık bu özün özü yani damıtılmış bir nevi, bilgileri okumam kolay olmadı açıkçası. bi bitiremediniz diyenlere ismi lazım değil (ismail yk :) )selam ederim bu arada :) Beni etkileyen kısımları alıntı yaptım fakat değinmek istediğim bir kaç nokta var. İbn i Arabi Endülüs ve Şam da yaşamış bir Zat. şu halde gitmek istediğim ama gidemediğim bir yer olması hasebiyle çok üzüldüm açıkçası. inş Endülüs e yani ispanya ya gitmek nasip olur. Nitekim çok okuyan değil okuduğunu yerinde gören daha makbul zannediyorum. Tercüme eden sadeleştiren İsmail Hakkı Bursevi ve Abdülkadir Akçiçek in de ruhları şad olsun büyük bir hizmet bizlere ulaşmasına vesile olmaları. .bu ilimler için ve aktarmak için bir ömürlerini verdiklerini görünce kendi adıma "ne yaptım ben bu yaşıma kadar kendime hizmet etmekten başka" diye ciddi esef duydum.ne bıraktık ardımızda değil mi insanlığa yararlı bir şey olarak?? İçerik anlamında kitapta silsile ve tekvinin anlatıldığı yerler çarpıcı..zan ile İlah kavramları mükemmel anlatılmış.. Damıtılmış özün özü isteyenler buyursun lar efendim..iyi okumalar anlamalar ve hazmetmeler diliyorum.
Din
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2017 349. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2017 23:24
Büyük mutasavvıf İbn Arabi'nin yazdığı eserlerle alakalı öncelikle şunu söylemek gerekir ki; kendisi "Benim seviyeme gelmeyenler eserlerimi okumasınlar" demişlerdir. Ki buradaki seviyeden murad Vahdet-i Vücut anlayışıdır. Tasavvufi kaynaklara göre vahdet bir haldir. Yani okumakla öğrenilecek bir şey değildir. Bu eser dahil İbn Arabi'ye ait kitaplar zaten konuya aşina olanlar tarafından anlaşılacak şekilde tasnif edilmiştir. İbn Arabi k.s. nin eserinde temel olarak inceledikleri konular şu şekildedir: Kişinin kendi aslını (nefsini) bilmesi "Nefsini bilen rabbini bilir" sözü ile açıklanmıştır, Hazarat-ı Hamse olarak ifade edilen beş makam, Ariflerin itikadları ki şu sözle işaret edilmiştir: "Ariflerin dini olmaz", Seyr-i Sülük olarak da söylenegelmiş "İnsanın manevi yolculuğu", Kaza-kader bahsidir. Kitabı okuyacak olanlara keyifli okumalar, keskin anlayış dilerim...
Din
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2021 11:52
Bu eser,aşk,vecd içinde yanan ,mana zenginliği ile dolan bir büyük zatın eseridir.Onun derinliği,bilinen bir gerçektir. O aşk ile doğmuş,vecd ile yaşamış bir insandır.O ölmeyen varlığı arayan ve daima hayır yüklü kafayı taşıyan olmuştur.Kapısını çalan bir dilenciye ,evini bağışladığı bilinir.
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2020 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 21:26
Merhaba siz güzel insanlar, Muhiddin Arabi harika bir adam. Yaşamı dönemin koşullarına rağmen kendini yetiştirme tarzı olsun, fikir kalitesi olsun.. Her inanç her din de büyük saygınlık kabul görmüş biridir. Hayatı boyunca hiç durmadan çalışmış didinmiş. Bir kelimeden bin mana üretmiştir. İster Müslüman olun ister olmayın ister ateist olun ister Yahudi olun fark etmez bu kitabı okumalısınız. Okudukça Allahın birliğini dirliğini nelerden geçtiğini nasıl oluştuğunu görmüş olursunuz. Kesinlikle sizlerin bu kitap dan alacağınız çok şey vardır. Arabî’ye göre bir kişi kendi hakîkatini keşf ettiğinde ve gerçek varlık bilgisine erdiğinde bu tür tanrı tasavvurlarından kurtulur ve gerçek tanrı bilgisini elde eder. Böyle olunca da her tanrı tasavvurunun ve her dînî inanç biçiminin aslında mutlak tanrının bir yansıması olduğunu keşf eder.
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
özün özü / sırrınn sırrı
Puan vermedi·110 syf.··
2022 65. kitabı
kitap çok ağır olmasına rağmen bilgi akıtışı ile kalem, kağıt ve not alma üçlüsüyle ders çalışıyor gibi hissettiriyor yarım günde yarısını tüketmiş ve bir çok kez elime telefonu alıp bilgi arayıp bilgi eklemiş oldum heybeme. Kitap 2 ana bölümden oluşuyor yazarın kim olduğu ve onu sadeleştirenin kim olduğu hakkkında bilgi veriyor . Kitabın en güzel yanı tasavvuf kitaplarında kaynakçanın sunulmuş olmasıdır bana göre.
Tasavvuf
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma
Arifler Allah'ı Nasıl Bilir?
Puan vermedi·110 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 22:08
Bismillah Eserin tercümesini yapan İsmail Hakkı Bursevî hz.leri sunuşunda "Umulur ki,bu risâlede görülen hatalar ve eksikler af elbisesi ile örtülür!Çünkü insan nisyân(unutma) mahalli değil midir?Tevfik(yardım) ancak Allah'tandır ve ben O'na tevekkül eder ve ona yönelirim." diyor Bende edeple haddimi bilerek yorum katmadan eserden alıntılarla eseri anlatmaya çalışacağım. Şeyh-i Ekber İbn-i Arabî'nin Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) eseri 5 bölümü ve sonuç kısmı olan bir eser.Sırasıyla Birinci Bölüm: Allah Yolundaki Sâlikin 7 Tavrı Birinci Tavır:Bir kimsenin, kendi cisminde ve cesedinde idare sahibi olan cüz'i ruhunu bilmesidir.Ki bu ruha nefs-i nâtıka(İnsanı insan yapan manevi cevherdir.İnsan nefs-i nâtıka sahibi olduğu için düşünür,düşündüğünü bildiği için bilir ve düşündüğünü ifade edebilir bir varlıktır.)derler. İkinci Tavır:Kişi âfâka yani dış aleme nazar eder.Yani âfâkta olan külli nefse nazar eder.Külli nefse,akıl ve izâfî küllî ruh derler.Kişi Hakk Teâlâ ne kadar insan ve hayvan yaratırsa yaratsın ruhun bunların tamamına hayat verdiğini,tedbir ve tassarruf ettiğini ve ne kadar canlı ölürse ölsün rûh-i izâfînin aynen dâim ve kaim olduğunu ve merkezinde sâbit kaldığını bilirse bu ikinci tavırdır. Üçüncü Tavır: Kişi kendi ruhunun küllî ruh ve aklının küllî akıl olduğunu hakka'l yakîn(kesinlik açısından en ileri derecede bulunan doğru bilgi) müşâhede eyler ki bu üçüncü tavırdır. Dördüncü Tavır: Kişi daha sonra üçüncü tavırdan da terakki eder ve kendi rûhunu rûh-i izâfîde fâni ve rûh-i izâfîyi ise Hakk'ın zatında mahvolmuş görüp cüz'îlil ve küllilik mertebelerinden de kurtulur.Ayrıca ârifler bütün fiileri Hakk'ın fiilinde, bütün isim ve sıfatları Hakk'ın isim ve sıfatlarında ve bütün zâtları yani hakîkatlari Hakkı'ın zatında fâni görürler.Ayrıca mahvettiklerini ilme'l
Din
Özün ÖzüMuhyiddin İbn Arabi · Kurtuba Yayınları · 2014807 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.