·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Şubat 2026 18:19 "Ben Kojevnikovo'lıyım."diye başlıyor ve devam ediyor.Bir yıl içinde Kazakistan'a taşınmış ailem bu yüzden Kojevnikova ile ilgili hiç anım yok diyor.
"Ben Çu'luyum." diye başlıyor ikinci bölüme ve anılarından söz ediyor. Bu sefer devlet eliyle dağıtılan insanlar arasındalar ve yeniden yer değiştiriyorlar.
"Ben Surgut'luyum." diyor artık yedi yaşında.
"Sahip olduğumuz her şeyi Kazakistan'da(Çu, Kazakistan'da)bırakmış ve buraya hiç bir şeyimiz olmadan gelmiştik."diyor.
Kitap dört bölüm ama ilk üç bölüm yazarın doğduğu, çocukluğunun geçtiği köy ve kasaba ya dair anılarını okuyoruz son bölümün adı :
Buralı Nasıl Olunur?
Anılar ve yaşananlar değil artık kavramlar üzerine felsefi görüşler le yapılan sorgulamalar okuyoruz.
Buralı nasıl olunur?
Vatan nasıl sevilir?
Doğduğunuz andan itibaren sürekli yer değiştirirseniz nereli olursunuz?
Bu değişim sizin isteğiniz ve irademizle ya da devlet emriyle olduğunda sonuçları,etkileri nasıl olur?
Peki ya dogdugunuz dan beri ülkeniz değişse ülkenizin adı, bağlı olduğu rejim değişse hangi ülkenin vatandaşı olursunuz, Vatanınız neresidir?
Vatan nerede başlar? Nerede biter?
Ait olmak ne demektir?
Bellek nasıl olusur?
#alıntılar
"Bir yeri tüm ruhunla sevmek ne demektir? Burada, ruh kuramına kısa bir giriş yapmak gerekir. Aristotales,üç tür ruh oldugunu ögretmistir: bitkisel ya da besleyici ruh, hayvansal ya da duyumsayıcı ruh ve akılcı ruh. Ruh, onun için ölümden sonra göğe uçan bir şey degil, yaşayanı canlı yapan şeydi. "
"Kisinin bir vatanı tüm ruhu ile sevmesi onun yalnızca duyumsanabilen olanı değil, aynı zamanda ruhunun en mahrem,bitkisel parçasında etkilemiş olması anlamına gelir. Bizi sevdiğimiz toprağa bağlayan kısım budur ama bu bağlılığını mutlak değildir. Eğer ayrılırsak , bir zamanlar o yerde kök salmış olan besleyici bir ruhun parçası yok olmayacaktır; bu parça, tamamen unutulmuş bir şeye ait bir hatıra olsa bile, bir temsili değil, yalnızca bitkinin duygusallığın biçimini (herhangi bir belirlenmişligi olmayan bir çekirdek gibi) taşıyan bir vatan hatırası olarak bizimle birlikte yol alacaktır."
"Görünen o ki kisi gerçekten de bir vatan seçebilir.Kişinin vatanını bir faşiste ya da milliyetciye dönüşmeden nasıl sevebileceği sorusu, kişinin kendi halkını , toprağını ve kanını nasıl seçeceği sorusuyla doğrudan bağlantılıdır".
Ve bitirirken;
"....İnsan kendi vatanı için kurnazlık ve hakikatle savaşmalıdır. Başlangıçtaki hayvanı köksüzlüğümüz ve yurtsuzlugumuz, içimizde taşıdığımız kara ormanı veya bozkırı daha da değerli kılar. Sevmek yalnızca bir hayvan gibi (yeniden) yurtlanmak değil, aynı zamanda bir bitki gibi kök salmak demektir. Bu kendi kökümüz olmak zorunda degil; hayvan ile bitkinin sanatsal bir ittifakını yaratabilir ve tüm ruhumuzda sevdiğimiz toprakların her yanına çiçekler diyebiliriz. Bizi protokoller belirli bir bölgeye bağlayan tüm devlet sınırları boyunca, vatan sevgisi özgür olmalıdır ki, her seferinde yeni ve daha önce görülmemiş bir yere döndüğümüzde, her birimiz şunu söyleyebilelim:
Ben buralıyım. "
Doğduğun degil doyduğun yer memleketindir sözünü anımsadım.
Ve Said Maden' in Kimlik şiirini.
"...Ve tenle can arasında mevsimler boyu
bir elim çöl, bir elim çiçek."
Savaşın ve yoksulluğun gölgesinde sürekli yer değiştiren,kimlik sorgulayan , ait olma ve özgün olma arasında savrulan insanlık eninde sonunda Kozmozun dünya köyünden olduğunu unutmadan tüm nesneler arasında var olduğumuz bilinciyle hayatı ve kitapları iyi okumalar.