·360 syf.····Okunma: 21 Şubat 2026 20:16 Eser Murat Menteş’in Antika Titanik'i, klasik bir romandan ziyade lunaparkta yüksek hızlı bir trene binmek gibi. Eğer yazarın kendine has o "afilli" tarzına aşinaysan, bu kitapta vitesin iyice yükseldiğini fark etmişsindir. Menteş, Türkçeyi bir enstrüman gibi kullanıyor. Kitapta cümleler o kadar ritmik ve kafiyeli ki, bazen olay örgüsünden kopup sadece "adam bunu nasıl kurmuş?" diye cümleyi tekrar okurken buluyorsun kendini. Argo ile felsefeyi, sokak dili ile yüksek edebiyatı aynı potada eritiyor. Eğer "sade bir hikaye okuyup geçeyim" dersen yorulabilirsin, çünkü yazar seni her sayfada kelime oyunlarıyla düelloya davet ediyor. Kitapta "normal" bir karakter bulmak imkansız. Her biri karikatürize edilmiş ama bir o kadar da derinliği olan tipler. Şeref Atak gibi isimler hafızada yer ediyor. Olay örgüsü ise çizgisel değil; bir yapbozun parçaları gibi dağınık başlıyor ama sonunda her şey tıkır tıkır yerine oturuyor. Kapak tasarımından da anlaşılacağı üzere kitap çok "renkli" ama bir o kadar da karanlık bir mizaha sahip. "Ölüye sempati duysan da cesetle empati kuramazsın" gibi replikler, kitabın absürtlüğünün altındaki o varoluşsal sancıyı hissettiriyor. Eseri okurken İlk 50 sayfa: "Neler oluyor? Bu kim? Oraya nasıl geldik?" şaşkınlığı.
Orta kısımlar; tempoya alışma ve yazarın zekasına hayranlık duyma evresi.
Son: "Vay be, her şeyi nasıl da bağladı!" tatmini. Eğer entelektüel bir macera, bolca ironi ve dilin sınırlarını zorlayan bir metin arıyorsan Antika Titanik tam bir şölen. Ama daha sakin, akışkan ve klasik bir kurgu bekliyorsan biraz başını döndürebilir.
Keyifli Okumalar.