"Odur sizi tek bir candan yaratan. Ve ona kendi özünden huzur bulacağı bir eș var eden."
|A'raf, 189|
Güvercin Gerdanlığı nerdeyse bin yıl önce Endülüs coğrafyasında İbn Hazm El-Endelüsi tarafından yazılmış, ismiyle pek fazla dikkat çeken bir aşk kitabıdır. İsminden başlayacak olursak: Nuh tufanının bitişiyle Hz Nuh'un gemisi Cudi Dağı'na yaklaştığında,Hz. Nuh suyun seviyesini öğrenmek için önce kargayı göndermiş. Karga leşleri görünce dönüp haber vermeyi unutmuş.O geri gelmeyince güvercini göndermiş.Güvercin gidip bakmış ve su seviyesini öğrenmek için ayaklarını suya sokmuş. Su tuzlu olduğu için ayaklarındaki tüyleri dökülmüş.Ayakları tüysüz, kırmızı rengiyle öylece kalmış. Gelip Hz Nuh'a suyun azaldığını haber vermiş. Hz. Nuh da ona dua etmiş. Kendisine bir kolye hediye etmiş ve güvercinin boynuna bu zinciri takmış. Güvercin Gerdanlığı ismi işte asıl oradan gelmiş.
Arapçasına baktığımızda ise Güvercin Gerdanlığı
Tavkul-hamâme fi'l-ülfe ve'l-ullâf denir. Türkçeye çevirdiğimizde kulağına küpe olsun tabirini bulabiliriz. Güvercin Gerdanlığı, kişinin devamlı yanında taşıdığı, hep birlikte olduğu ve hiç ayrılmadığı şeyler için kullanılan bir ifadedir. Boynuna geçen ve ölünceye kadar çıkmayan bir aşk zinciri anlamına gelen bir semboldür ayrıca. Güvercinlerin boyun kısmındaki zümrüt yeşili, morumsu halka şeklinde tüyleri hepimiz biliriz. Gerçek anlamda aşık olan bir kimse de artık ölene kadar çıkaramayacağı bir zincir takmıştır boynuna. Yani bir esirdir artık o da.
Aşkı başından sonuna, nedenleri ve sonuçları ile ele alan bölümlerden oluşması, içinde görselliğiyle dikkat çeken süslemeli sayfalar ve haritalar barındırması, özellikle de İbn Hazm El-Endelüsi gibi bir hukukçu, ilahiyatçı, filozof, dil bilimci, tarihçi şair tarafından yazılmış olması bendeki beklentiyi çok arttırmıştı. Kitabın bazı bölümlerinde hadisler ve KuranKerim’den alıntılar ile şairin beyitleri olmasaydı kitabı okumayı bırakabilirdim. Yazıldığı dönem, şartlar ve yazarın bilgisi dikkate alındığında değeri muhakkaktır fakat dili ve muhteviyatı bana biraz sıradan geldi.
İbn Hazm El-Endelüsi bu kitabı arkadaşının isteği üzerine yazdığı için belki de, bazı bölümlerde arkadaşıyla konuşur gibi fazla rahat tabirler kullanmış. Özellikle döneminin ünlü isimlerinin ve etrafındaki insanların aşk hayatlarını ifşa eden cümleler beni irrite etmekten öteye geçemedi. Derinliği olan bir alimin değil de sanki kafası karışık birinin veya ham bir insanın yazdığını düşündüğüm bölümler vardı.
Tüm bunlara rağmen yazıldığı döneme göre cesaret isteyen bir kitaptır #k:125852. Aşk üzerine yazılmış tarihteki ilk kitap olması da onu önemli kılmaktadır.
Düz yazı bölümlerinin dışında kalan, şair olarak yazdığı beyitlerden çok güzel olanların da hakkını vermezsem kitaba saygısızlık etmiş olurum. Aşığın maşukuna olan özlemini anlatan şu beyit pek güzeldir:
iki kere görmek bile kesmezken özlemimiŞimdi gönül bir kez bile görmeye razı seni
Ve dâhi aşığın maşukunun güzelliğine paha biçemediğini şu dizeler çok güzel dile getirir:
Bütün teşbihler anlatmaktan âcizdir güzelliğiniSöyler misin, güneşin süse ihtiyacı var mı?
İçinde hep “aşk” olan bir kitap arayışında olanlara keyifli okumalar dilerim.