Puan vermedi·372 syf.····Okunma: 21 Şubat 2026 17:39 Öncelikle, kitabı okumadan önce sadece bir alıntısına akışımda denk geldim ve okumaya karar verdim. Verdiğim en doğru kararlardan biri oldu sanırım. Yazacağım yazı sadece inceleme değil, kitap sonrası aklımda oluşan soruları ve şahsi düşüncelerimi de içeriyor. Eğer yanlışım olursa lütfen söyleyin ve yaşıma verin.
Şimdi ilk olarak yazarın çabasını gerçekten takdir ediyorum. Her satırda, her soruda emek var, çaba var, hissedebiliyor insan. O duyguyu, o anki fikri okuyucuyu hazırlayarak veriyor. Mesela gerçek hayat olaylarından sonra gelen röportajlar okuyucunun -bence- empati yapma duygusunu daha da arttırıyor.
Kitaba başlamadan önce bazı okurların dayanamayıp "Yarıda bıraktım, dayanamadım" gibi söylemlerini gördüm. Bazılarımızın okumaya dayanamadıklarını yaşayan insanlar var ve biz sadece okuyarak kaldıramıyoruz. Ki bunu söylemek bence yazara ve emeğine saygısızlık. Çünkü kadın insanlar doğru bilgilere ulaşarak okusun, bilinçlensin diye uğraşıyor fakat okuyan insanlar "Yarıda bıkaktım" diyor.Birde yaşayanların psikolojisini düşünün, tabi ortada psikoloji kaldıysa...
Kitabı okurken her olayda, röportajda derin düşüncelere daldım, kendi ailemi, kendi çevremi ve evet, abim ile babamı bile o sapkınlardan biri olarak görmek bile kalbimin sıkışmasına yetti.
Öncelikle ensest hastalık değil, sapkınlıktır. Zihniyet bozukluğudur, başka bir şey değil. Ensesti ve ilişkide cinsiyet yönelimi değişimine hastalık gözüyle bakanların normal olmadığını düşünüyorum. Çünkü bunları aynı kefeye koymak akla ve mantığa sığmıyor.
Kitabı okurken gerçekten ülkemizde birçok eksiğin olduğunu fark ettim. Bizde yaşanan taciz ve tecavüz olaylarında mağdurun adı, soyadı ve görselleri paylaşılırken neden suçluyla ilgili bilgi paylaşılmıyor?
Ya da bu paylaşımlara devlet neden göz yumuyor? Ne de olsa bunu yaşayan kişi benim bildiğim kadarıyla devlet tarafından korunmaya alınır ve kimliği gizli tutulmalı. Hadi diyelim mağdurun bilgileri paylaşıldı, neden buna suç verilmiyor?
Böyle bir olay sonrası devletin gerçekten ilgilenmesi gerekiyor, öyle baştan savma şekilde değil. Mağdura dikkat edilmeli, travma sonrası sosyalleşmesi için çalışmalı, gerekirse il değişimi bile yapılmalı. Suçlu ise hayatında suçu işlediğine pişman olacak, vicdan azabı çekecek hale gelmeli. Suçlunun kimliği deşifre edimeli, sosyal hayatında kısıtlama olmalı, toplumdan dışlanmalı ki bir daha böyle bir şey yapmaya yeltenmesin, başkalarını mağdur etmesin. Tüm bunlar sonucunda devlete, görevlilere büyük sorumluluk düşüyor. İnsanlar bilinçlendirilmeli, 21.yüzyıldayız bunlar normal değil, düzeltilmeli. Çabalamalıyız. Çünkü toplum çürürse ülke yok olur.
Buraya yazmak isteyipte yazamadığım o kadar çok şey var ki, elim varmıyor yazmaya. Buraya kadar okuduysanız eğer, vaktinizden ayırdığınız için teşekkür ederim