#fundaokuyupyorumluyor
DOKUZ YAYINLARI ndan çıkan @selcukk_ozyurt kaleme aldığı #kitapcı kitabı ile geldim. Daha öncesinde hikaye, tarzındaki #sürgünkedihoyrat kitabı, yazarın kalemi ile tanışma kitabım oldu.
Kitapçı”, kitabı ise dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünen bir hayatın içindeki eksikliği, sakin ama derin bir şekilde anlatıyor.
Yazarın sade, gösterişsiz ve samimi dili hikâyeyi daha da gerçek kılıyor. Abartıya kaçmadan, duyguyu hissettiren bir anlatım var.
Can, annesini kaybettikten sonra babasıyla kurduğu mesafeli ama sevgi dolu ilişki, Hukuk Fakültesinde okumasına rağmen kalbinin hep kitapçı dükkânında atması, yarım kalmış aşklar ve geçici yakınlıklar…
Hepsi “ben nereye gidiyorum?” sorusunu okurun da içine bırakıyor. İstiklal Caddesi’ndeki o kitabevi sadece bir mekân değil; Can’ın iç dünyasına açılan bir kapı gibi.
Ayşe’yle uzun soluklu ama tamamlanamayan bir ilişki, günübirlik yakınlıklar, Eylül ve Funda’yla başlayan ama derinleşemeyen duygular… Hepsi Can’ın aslında aşktan çok, içindeki boşluğu doldurmaya çalıştığını hissettiriyor. Çocukluk aşkı Çiğdem ise geçmişin yarım kalmış duygusu olarak karşısına çıkıyor; fakat bazen bazı hisler ne kadar güçlü olursa olsun zamanı geçmiş oluyor.
Osman Bey karakteri ise benim için hikâyenin dönüm noktasıydı. Onu gizemli bir figürden çok, Can’ın zihnindeki düğümleri sabırla çözen bir yol arkadaşı gibi okudum. Küçük sohbetler, sade cümleler ama büyük farkındalıklar…
Kitabın bitiminde hayallerinin peşinden gitmek cesaret ister ama asıl mesele insanın kendine karşı dürüst olabilmesi.
Eğer siz de “Her şey tamam gibi ama içimde bir şey eksik” dediğiniz bir dönemden geçiyorsanız, bu hikâye size iyi gelebilir.
Kitap kokusu, İstanbul kalabalığı ve insanın kendi iç sesi… Hepsi aynı sayfalarda, aynı dinginlikte buluşuyor.
Sıcak, akıcı ve düşündüren okuma sevenlerin beğeniyle okuyacağı okuma tavsiyesidir.
Kitapla ve sağlıkla kalın.
#okudumbi̇tti̇