Bazen bir kitabı sadece ismine veya kapağının sevimliliğine kapılarak alırsınız ya, işte benim İki Yeşil Susamuru (Cep Boy) ile tanışmam tam olarak öyle oldu. Sahaf rafları arasında dolanırken o tatlı ismi gördüm ve "Acaba ne anlatıyor?" diyerek kitabın dünyasına daldım. İyi ki de o merakımın peşinden gitmişim!
Roman boyunca ana kahramanımız Nilsu’nun çocukluktan genç kadınlığa uzanan, sancılı ama bir o kadar da etkileyici büyüme hikâyesine eşlik ediyoruz. Ama sadece Nilsu değil; hayatına giren her karakter ayrı bir dünya. Gizemli ve ilginç tavırlarıyla Teoman, Mike, Selen, Cahide, Cem... Ve tabii ki hikâyenin kilit taşı: N.G. Yani Neyyire Gömüç. Onun bu kurgudaki gerçek ağırlığını ancak kitabın sonuna geldiğinizde tam anlamıyla kavrayabiliyorsunuz.
Buket Uzuner ’in betimleme yeteneği o kadar güçlü ki, okurken kendimi olayların içinde, bir köşede her şeyi sessizce izliyormuş gibi hissettim. Karakterlerin bizden olması, o bildiğimiz Türk kültürünün samimi izlerini taşıması ise hikâyeyi benim için bambaşka bir yere koydu. Sanki yabancı bir romanı değil de, çok yakın bir arkadaşımın gizli günlüğünü okuyormuşum ya da Nilsu ile karşılıklı oturmuş dertleşiyormuşuz gibi hissettim.
Ancak şunu söylemeliyim ki; kitabın asıl şok edici kısmı kesinlikle sonuydu. O son 10 sayfayı nefesimi tutarak, büyük bir heyecan ve şaşkınlık içinde okudum.
İncelememi okuyanlara teşekkür ederimm.
(◕ᴗ◕✿)