SS içinde bir Sovyet Casusu
8/10
·340 syf.··
2026 4. kitabı
1945 yılına gelindiğinde fanatikler haricinde Almanya’nın savaşı kaybettiği ve durumdan çıkış yolları aramanın gerekliliği gizliden gizliye de olsa giderek daha fazla konuşulur olmuştur. SS içinde bile Hitler’in gerçeklikle bağının koptuğuna inananlar bulunmaktadır. Bu sebeple işler daha kötüye gitmeden Batılı müttefikler ile anlaşarak savaşı durdurmanın tek çare olduğu düşünülmeye başlanır. Avrupa’nın ortalarına kadar gelmiş olan Sovyetler ’in daha fazla alan kazanması hem Batılı müttefikler hem de Almanya açısından felaket olarak düşünüldüğünden bu noktanın Batı ile barış için bir ortak sebep olarak öne sürülmesi kararlaştırılır. Ancak bu tip bir anlaşma Hitler tarafından vatana ihanet olarak kabul edildiğinden her şey çok gizli yürütülmelidir. Bununla birlikte Hitler’in çevresinde, üst yönetimde ve Nazi önderleri arasında ciddi hizipleşmeler ve düşmanlıklar bulunmaktadır. En tepedekilerden Himmler, Göring ve Bormann birbiri ile yıllardır rekabet halinde olup her biri kendi adamlarından oluşan bir teşkilata sahiptir ve birbirlerini ifşa etmek için fırsat kollamaktadırlar. Bu yüzden ortama büyük bir güvensizlik hâkimdir. Bu sebeple Hitler sonrasındaki konumunu düşünen Nazilerin planlarını diğerlerine fark ettirmeden yürütmesi gerekmektedir. Kahramanımız Stirlitz, görevi için ülkesinden ve ailesinden yıllar önce ayrılmak zorunda kalmış, becerisi ve kurnazlığı ile istihbarat birimi içinde önemli bir konuma gelmiş Sovyet casusudur. Yıllar içinde mükemmel bir sicil yaratmış ve sadık bir Nazi görüntüsüyle güven kazanmıştır. Bu sebeple birçok önemli olayın sorgusu da kendisine verilmiştir. Stirlitz, bir yandan açığa çıkmamaya çalışırken öte yandan da olayları ülkesi için en faydalı olacak şekilde yönlendirmekte ve yaşananları gizlice rapor etmektedir. Stirlitz’in son görevi içerideki ayrışmalardan da yararlanarak Batılıların Almanya ile Sovyetlerden gizli bir anlaşma yapmasını engellemek ve bunu kullanarak içeride karışıklık yaratmaktır. Bunun için Himler ve Bormann arasında çift taraflı bir oyun planlayacaktır. Sovyetlerin bu gizli anlaşmaya engel olabilmesi için öncelikle kendisinden gizli bir anlaşma yapıldığına dair açık kanıtlara ihtiyacı vardır. Stirlitz bu kanıtları elde edebilmek için anlaşmayı kendi aracılığı ile yaptırarak durumu ifşa etmeyi tasarlar. Stirlitz’in kendisine yardımcı olan güvensizlik ortamı aynı zamanda önündeki en büyük engeldir. Kendisi de sürekli olarak izlenilmekte ve çeşitli hizipler tarafından aleyhinde delil aranmaktadır. Ülkesi ile arasındaki bağlantı başka ajanlar tarafından gizli vericilerle sağlanmaktadır. SS adına bu gizli vericileri arama görevi kendisine verildiğinden durumu kontrol edebilse de beklenmedik gelişmeler olacaktır. Stirlitz bir yandan kendi planını yürütmeye çalışırken diğer yandan da diğer ajanlarla bağlantısının ortaya çıkmamasına çalışacaktır. Bunun için her tarafta zamana karşı bir yarış içine girer. Kitap, sürükleyici ve heyecanlı kurgusu ve gerçek olaylara dayanan öyküsü ile keyifli bir okuma. Kitaba başlamadan önce daha çok Sovyet propagandası temelinde bir kitap bekliyordum. Ancak tarafsızlığa yakın bir öykü bulduğumu söyleyebilirim. Bütün Almanları suçlu ilan etmek yerine SS vahşetinden travmatize olan Almanları da göstermekte ve her şeye rağmen vicdan sahibi insanlar olduğunu da vurgulamaktadır. Öykü özellikle iç hizipleşmelerin ve hesaplaşmaların gözler önüne serilmesi bakımından önemli. Bunun için tarihsel kişi ve olaylar da mekân olarak kullanılmış. Naziler de ideolojik bir birlik olarak değil her biri kendisini batan gemiden kurtarmaya çalışan kişiler olarak resmedilmiş. Ayrıca Nazi önderlerinin sorunlu kişilikleri, özel yaşamlarındaki düşkünlükler ve Hitler’e yaranmak için sergiledikleri davranışlar da çarpıcı bir biçimde açıklanmış. Zaman içinde gözde olan ve gözden düşen Nazilerin başlarından geçenler de aktarılmış. Öte yandan kitapta gerek ana kahramanın gerekse diğer kişilerin yaşadığı duygusal gerilimler ve endişeler de başarı ile aktarılarak okuyucunun olayları yaşayanların gözünden hissetmesi de sağlamış. 1973 yılında Sovyetler’de 12 bölümlük bir dizi halinde yayımlanan öykünün “ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı televizyon dizisi” olduğu şeklindeki anlatı, metnin sürükleyiciliği bakımından gerçekçi görünüyor. Her ne kadar kurgusal olsa da gerçeklerden esinlenen öykü, hem Naziler içindeki hizipleşmeleri hem de çöküşün son dönemindeki olayları içeriden farklı bir perspektifle görmek bakımından kayda değer. Bu bakımdan zaten bilinen olayların sıkıcı bir tekrarı olmaktan uzak olduğu da söylenebilir. Döneme ilgi duyan herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Baharın On Yedi AnıJulian Semenov · Yar Yayınları · 20246 okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.