Realizmin kurucu metni kabul edilir. Emma Bovary’nin hayallerindeki hayat ile gerçekliğin sıkıcılığı arasındaki o trajik boşluğu anlatır. Sadece bir kadının mutsuz evliliği değil, orta sınıfın sığlığının ve romantik hayallerin hüsranla sonuçlanmasının hikayesidir.