·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Şubat 2026 09:13 Hiç sürgün bir kedi gördünüz mü? Ah Hoyrat sen de az değilsin. Her yeri birbirine kattın. Kitabın ismi mizahi bil dille alınmış. Eserde mizahi zaten.
İstanbul'un içinde Sultangazi'de ormanın içinde betonlardan uzak bir yerde fabrikada geçiyor hikayemiz. Fabrikanın idarecilerinden biri de yazarımız Selçuk Bey. Bu detay bana okurken hikayeyi daha sıcacık hissettirdi. Hikayenin gerçek olduğunu düşünüyorum.
Bu yeşilliklerle dolu fabrikanın geniş bir bahçesi var. Orada tavuklar, kediler, köpekler, hindiler yaşıyor. Bir gün esrarengiz olaylar olmaya başladı. Her gün bir tavuk azalıyor ve tavuğu biri alıp yiyor. İdare, bekçiler, çalışanlar hepsi bu olaya kilitleniyor. Gören bir iki kişi oluyor. Hoyrattan şüpheleniyorlar. Hoyrat şişman bir kedi, herkesle kavga ediyor, köpeklere sadaşıyor ve çok yemek yiyor. Başta Selçuk Bey konduramıyor ama bakıyor çıkamıyor işin içinden çalıştıkları bir müşterisi ile Hoyrat'ı İzmir'e yolluyor.
Hoyrat gidince tavuklar rahat nefes alıyor. Ölen falan olmuyor. Hoyrat sürgün oluyor bir nevi. Ama cin gibi akıllı. Tırla Antalya'ya kaçıyor Fabrikanın taşınması gerekiyor ama bu defa beton bir alana, şehrin karmaşasına. 5-10 tavuk sadece yeni yerde yaşam alanında olacak. Taşların arasından bakıyorlar bizim Hoyrat çıkıyor. Vefalı kedi imiş. Sen o kadar kilometre yol yap ama o tırın bir gün geri gideceğini düşün atla gel. Umarım artık tavukları yemezsin Hoyrat. Yersen de ne yapalımCanın sağ olsun. Severek okuduğum bir eser oldu. Tavsiye ederim herkese.