Bülbül Ölmedi Hâlâ Yaşıyor
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 17:08
"Ekmek için bir avuç tohum hazırlamadan önce; yatacağı, kök salacağı toprağın zehirli olup olmadığından emin olun." Verdiği derin mesajlarla bir toplumun yıllardır uykuda olan utancını, uyanması gereken bilincini harekete geçirme peşinde olan Morrison'dan okuduğum ilk romanıyla âdeta büyülenmiş gibiyim. İlk ancak kesinlikle son olmayacak bir hikâyeydi. Öyle ki, bitirdiğim vakit aynen şunu söylemiştim: "Harper Lee! Kalk ayağa, büyüğün geldi!" Morrison'ın başından sonuna dek ince ayrıntılarla fakat acımasız bir gerçekçilikle ördüğü "En Mavi Göz", okuyucuları dünyanın görmüş geçirmiş en kanlı savaşlarından birine götürüyor. Ancak burada mevzubahis olan konu, savaş ve bunun topluma etkisi değil. Zaten bir savaş içinde bulunan toplumun kendi arasında çıkan ırksal çatışmalarıyla birlikte nasıl bir uykuya gömüldüğü. Birbirini suçlayan bakışların, türlü çıkar çatışmalarının ortasında yaşamaya çalışan küçük bir çocuğun, varlığını reddeden insanlara karşı sessiz bir şekilde yardım çığlığı atmaya çalışma çabası bu. Sessiz bir çaba bu. Öyle ki yazar, Pecola'nın mücadelesi boyunca onun meselelerini bir başkasının anlatmasını sağlar: Pecola'nın dilinden anlayan fakat çocuk aklıyla çok da mücadele etme hakkı bulunmayan Claudia ile. Claudia büyüdükçe hayatında önemli bir kırılma noktası yaratacak olan bu kızın öyküsü ile âdeta suçluluk hisseder; tıpkı ona gösterilen sevgisizliğin, cinsel ve fiziksel şiddetin ve ırksal ayrımcılığın sorumlusu olan diğer aile üyeleri ve halktan kimi insanlar gibi. Ancak romanda yer alan hiçbir şahıs- buna Claudia da dahil- doğrudan suçlu muamelesi görmez. Onları bu suçlara iten sebepler, yaşadıkları mutsuz ve travma dolu geçmişler de roman boyunca irdelenir. Morrison için bir şahsı doğrudan "suçlu" diye yaftalamak kolay olsa da o bu yolu seçmez. Zehrin bir çocuğa, ardından bir anne babaya, bir halka ve en sonunda bir kasabaya nasıl zerk ettiğini çeşitli zaman sıçramalarıyla göz önüne serer. Kasabanın toprağında bir anda bitmeyen bu zehirli sarmaşık, aslında yıllardır o toprağın derinliklerinde büyümeye başlamış ve insanların bilincini, duygularını körelterek; suçlara doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlamalarına yol açmıştır. Irk savaşlarının başlıca durağı olan Amerika için bu durum, oldukça tanıdık ve anlatılması gereken, hafızalarda diri tutulması gereken tarihsel bir gerçekliktir. Konuşulması ve bununla birlikte ödenmesi gereken borçlar vardır. Morrison, büyüyüp yetiştiği bu toplumun bir ferdi olarak yaşayıp gözlemlediği durumları, toplumun en hassas, kırılmaya en müsait kesimini merkeze alarak anlatmıştır. Bir çocuğun mağduriyeti, onun nazarında, bir toplumun mağduriyeti ve aynı zamanda suçluluğudur. Asıl kurbanın nerede olduğunu herkes biliyor ancak birbirinden gizleme gerekliliği duyuyor gibidir. Fakat gözden kaçırılan bir unsur vardır; toprak hiçbir zaman unutmaz. Üzerine basılıp geçilen, binlerce yolun birleşip kesiştiği ve ayrıldığı bu topraklarda dökülen hiçbir kan, işlenen hiçbir günah unutulmaz. Halkların ezilişi, çocukların katledilip kadınların fuhuşa sürüklendiği bir çağda suçu da suçluyu da aramak beyhude bir çabadır. Zira dünyanın ayak basılmaya müsait her tarafında, insanoğlu adını da kazımıştır taşlarına, günahını da ekmiştir o toprağa. Anlatıp dilden dile dolaştırmak ve hafızalarda canlı bir resim gibi kalmasını sağlamaksa Morrison gibi kıymetli yazarların elindedir. Öyle de olmaya devam edecektir.
1000Kitap
En Mavi GözToni Morrison · Sel Yayınları · 20182,768 okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.