Gönderi

Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Dünyaya, hayatlara dokunamadan göç eden Adalet'in hikayesi... Nermin Yıldırım'la tanışma kitabımız aynı zamanda. Eminim onun kalemine hayatımın bir döneminde ihtiyaç duyacağım ve okumaya devam edeceğim. Bu işin çağdaş yazarlar tarafından da tüm inceliğiyle günümüzde yapılmaya devam ettiğini gösterenlerden biri bence kendisi. Kitaba gelecek olursak, birinci kişi ağzından yazılmış bir iç döküş, yolculuk hikayesi aslında. Adalet'in geçmişini, yaralarını, hayali arkadaşlarını, ailesini her şeyi kendi anlattığı şekilde öğreniyoruz. Bu tarz kitaplar hem kolay hem zordur. Kolaydır çünkü karakter tektir, bakış açısı tektir, kitaba ısınmanız rahattır; zordur çünkü sürekli birinin iç dünyasını dinlemek tempoyu düşürebilir, "Ee, evet, ne oldu yani?" hissi gelir okurken. Bana da öyle oldu yer yer. Belki bu benimle ilgilidir belki de olayların akışını merak ettiğim içindir. Kitap bu anlamda doyurucuydu çünkü. Ters köşeleri, bize bırakılan çözülmesi gereken netlikleri okuru oyaladığından diri tutan bir yönü de vardı. Devamını kitabı unutmamak için yazacağım SÜRPRİZ BOZUCU BİLGİ: Adalet en yakın arkadaşı (sonrasında ayıcık olduğunu öğrendiğimiz Hülya) ile işlediği ilk günahı temizlemeye yola çıkıyor. Çocukluk arkadaşı Mahzun'dan zorla aldığı bu ayıcığı ona geri verirse bu günah zincirini kırmış olacak ve temiz bir sayfa açabileceğini düşünüyor. Tabi yola çıkıyor, yolda karşısına çıkan bir sürü insandan ve yaşanan durumdan heybesine bir şeyler ekleyerek kendini tanımaya başlıyor. Aslında şimdiye kadar çevresindeki hiç kimsenin hayatına dokunmadığını, kendinden başkası için kılını kıpırdatmadığını fark ediyor. Otobüste tacize uğrayan kadının arkasında durduğu gün bunu düzeltmeye başlıyor belki de. Adaletin annesi hiç sevilmemiş, Handan... en çok içime işleyen karakterlerden biri oldun. Babası ise eşcinsel ama bu durum fazla işlenmiyor birkaç kesitten anlıyoruz bunu ve bir trafik kazasında öldüğünü biliyoruz. Babaannesi bu trajik aile yapısının içinde hem Adalet'e ve annesine göz kulak olan hem de ailesinde sevgi bağı kurabildiği tek kişi aslında. Yine de bunca şey Adalet'in sağlam kalmasına izin vermiyor olsa gerek kitabın sonlarında Adalet'in şizofren olduğunu ve ölümcül hastalığının aslında akıl hastanesinde baygın yatmak olduğunu öğreniyoruz. (Bunların hepsini Hülya vasıtasıyla, sert bir balyozla kafaya indirerek gösteriyor yazar bize) Hatta öyle ki yolculuklarının en şen eşlikçisi Sadi Seber'in bile tıpkı Hülya gibi hayali arkadaşı olduğunu düşünüyoruz bazı noktalarda. Neyse ki durum başka, Sadi Seber Adalet'in doktoru Kazım'ın kardeşiymiş ve Adalet'i hastanede tesadüfen görünce içinde bir şeyler uyandırmış. Başlamış takibe... Bir şekilde abisinden Adalet'in yolculuk yapacağını öğrenip kızın yan koltuğunu satın alınca, tesadüflerden doğmuş gibi olan bir yol arkadaşlığı çıkıyor meydana. Yalan yok karakterimiz güvensiz biri olduğu için sıklıkla Sadi Seber'in karanlık bir tip olduğunu ve bir yanlış yapmasını bekledik ama öyle çıkmadı. Sadık bir aşık olduğunu okuduk mektubunda. Adalet böyle bir sonu hak etti mi? Bence kesinlikle etmedi. Dokunmak istiyordu, şans verilseydi iyi bir insan olmak için çabalıyordu...
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.