Puan vermedi·95 syf.····Okunma: 20 Şubat 2026 19:14 Kıymetli okur dostlarim biraz geç kaldım bu inceleme için ama sonunda ben de yazdım buyurun keyifle okuyun .
Kör Baykuş öyle bir kitap ki, hikâye anlatmıyor aslında. Bir ruhun dağılmasını anlatıyor. Sessiz sessiz. İçten içe.
Anlatıcı var ya… Uzun zamandır koparmış bütün bağlarını. İnsanlardan, hayattan, belki kendinden bile. Onun gözünde insanlar gerçek değil. Bir avuç gölge sadece. Sanki onunla eğlenmek, ona çatmak için var edilmişler. Bu duygu çok tanıdık geliyor insana. Kalabalıkların içinde bile yalnız kalmak gibi.
Sürekli soruyor kendine:
Ne hissetsem yalan mı?
Ne görsem kuruntu mu?
Neye değer versem, hepsi baştan sona bir vehim mi?
Gerçekle hayal birbirine karışmış. Sınırlar silinmiş. Mekân bir anda değişiyor. Sahne değişiyor. Zaman kırılıyor. Okurken bazen şaşırıyorsun, “Az önce neredeydik?” diyorsun. Ama işte mesele bu zaten. Zihni dağılmış bir insanın dünyası düzenli olmaz ki.
Kadın meselesi var bir de. Sevdiği o kadın. Ama bu sevgi dokunmak değil. Dokunmak istemiyor zaten. “Gövdemin görünmez ışınlarının ona değmesi bana yetiyordu” diyor. Ne tuhaf, ne kırılgan bir cümle. Seviyor ama uzaktan. Temas etmeden. Çünkü gerçek temas ağır geliyor belki. Gerçeklik ağır geliyor.
O bir çift gözü gördükten sonra değişiyor her şey. Anlamlar siliniyor. İşler sıradanlaşıyor. Hayatın değeri düşüyor gözünde. Bir bakışla yıkılıyor bütün düzeni.
“Ben başka türlüsünü değil, ancak zehirlenmiş bir hayatı yaşayabilirdim” diyor.
Bu cümle kitabın özü gibi. Sanki baştan kabullenmiş acıyı. Mutluluk ona göre değilmiş gibi. Hayat zaten zehirliymiş gibi.
Baykuş derler ya bilge kuş diye. Ama bu baykuş kör. Görmesi gerekeni görmüyor. Ya da fazla görüyor da dayanamadığı için karanlıkta kalmayı seçiyor. Anlatıcı da öyle. Farkında her şeyin. Ama o farkındalık iyileştirmiyor. Aksine, canını daha çok yakıyor.
Bu kitap olay kitabı değil. İç kitap. Ruh kitabı. Rahatlatmıyor insanı. Hatta biraz huzursuz ediyor. Ama dürüst. Çok dürüst.
Belki de bu yüzden bazı ruhlara daha yakın. Kırılmış olanlara. Yabancı hissedenlere. Kendini kalabalıkta bile tek başına bulanlara.
En acı tarafı ne biliyor musun?
Seviyor ama dokunamıyor.
Yaşamak istiyor ama hayata karışamıyor.
Görünmez ışınlarla sevmek istiyor.
Ama dünya görünmez şeylerle dönmüyor.