Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 20 Şubat 2026 02:19 Eserleri ölümsüz, aşkı bahsettiği gibi ölümsüz olmayan yazar Victor Hugo... İyi ki bu mektupları diğer eserlerinden sonra okumuşum. Çünkü bu kadar sevdiğim bir yazara istemeden önyargıyla yaklaşırdım.Yirmili yaşlarda sevdiği kıza yazdığı mektuplarda, sürekli taparcasına bir aşktan ve her mektubun sonunda sonsuz bir sadakatten bahsedilmiş. Victor Hugo'nun o zamanki hisleri belki de gerçekten bunlardı ama iki üç sene boyunca her mektupta bu kadar abartılı bir sevgi, kendinden emin bir sadakat ve her seferinde kendini eleştirirken bile kendini haklı çıkarmaya çalışması, bana biraz duygusal bir manipülasyon gibi geldi. Âşıklar sonunda evleniyor. O dillere destan âşk ve sadakat dolu mektuplarına rağmen, kahramanımız eşini maalesef defalarca aldatmış. Hatta eşini aldattığı kadını da başka bir kadınla aldatacak kadar fazla aldatmıştır...
Victor Hugo benim çok çok çok sevdiğim bir yazardır. "Sefiller, Deniz İşçileri, Notre Dame'ın Kamburu, Bir İdam Mahkumunun Son Günü" gibi eserlerini okuyanlar bilir ki hepsi ayrı ayrı birer başyapıt. Hatta Sefiller'i okurken orada gururlu, fakir ve masum bir âşık olan Marius adında bir genç vardır. Bu mektupları okuduktan sonra Marius'un aslında Victor Hugo'nun kendisi olduğunu anlıyoruz. İlk defa bir eserini okumaktan zevk almadım. Sevgilisine bu mektupları yazarken, her defasında okuyup yakmasını söylemişse de Adele bu mektupları saklamıştır. Bir gün vaktim olursa Sefiller eserini yeniden okumak isteyecek kadar kalemini çok seviyorum Victor Hugo'nun ama Nişanlıya Mektuplar eserini sevmediğimi belirtmek isterim. Elbette bu tamamen kişisel bir görüş. Beğenmeyenler kadar beğenenler de çoktur muhakkak. Özel hayatı kendisini ilgilendirmekle beraber, iyi ki bu dünyadan Victor Hugo geçmiş diyerek bitiriyorum. Beğenenlere keyifli okumalar.