·293 syf.····Okunma: 23 Şubat 2026 00:17 Roman, 16. yüzyıl İngiltere’sinde, adını neredeyse kimsenin bilmediği bir çocuğun (Hamnet’in) kısa yaşamını ve ölümünü anlatır. Bu çocuk, ileride dünyanın en büyük oyun yazarlarından biri olacak olan bir adamın oğludur: William Shakespeare.
Ancak roman Shakespeare’i merkeze almaz. Aksine, ışığı özellikle annesi Agnes’in (tarihte Anne Hathaway olarak bilinir) üzerine çevirir. Bir çocuğun kaybı üzerinden; yasın, anneliğin, evliliğin ve sanatın doğuşunun hikâyesini anlatır.
Kitabın temel teması anne kalbi ve yas üzerine kurulu. Yasın, sanki fiziksel bir varlıkmış gibi eve yerleşmesi son derece güçlü betimlenmiş. Dönemin veba salgını arka planda sessizce ilerlerken, hastalığın çocuğa bulaşma sürecinin anlatıldığı bölüm benim için oldukça çarpıcıydı.
Dili şiirsel ama ağır değil. Kronolojik bir sıralamadan çok parçalı ve duygusal bir akış hâkim. Shakespeare’in adının kitap boyunca neredeyse hiç anılmaması da dikkat çekici ve bilinçli bir tercih gibi duruyor.
Bu kitap yüksek sesle ağlatmaz belki ama pek çok yerde içinizi sızlatır. Özellikle anne-çocuk bağının işlendiği sahnelerde duygulanmamak neredeyse imkânsız.
Kısacası Hamnet, bir çocuğun hikâyesi gibi başlar; fakat aslında bir annenin, bir evliliğin ve bir sanat eserinin doğumunun romanıdır. Gürültülü değil, derin bir kitap.
Bu sene en çok beğendiğim kitaplar arasında yer aldı benim için. Okuru çok olsun.