Sosyal mecrada fazla bulunmasam da biraz önce belki algoritmamın etkisiyle ziyaret ettiğim Youtube'da Abdurrahim Karakoç en beğendiğim şiiri karşıma çıktı. Geçmişe gittim...
Gergin uykulardan, kör gecelerden
bir sabah gelecek kardan aydınlık.
sonra düğüm düğüm bilmecelerden
bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Vurulup ömrünün ilkbaharında
kanından çiçekler açar yarında
cümle şehitlerin omuzlarında
bir sabah gelecek kardan aydınlık.
Gergin uykulardan ve kör gecelerden süzülüp gelen o büyük şafak, bugün Gazze’nin zeytin ağaçları altında, ömrünün ilkbaharında şehadete yürüyen yiğitlerin kanıyla filizlenmektedir. Filistin meselesi, bizim için sadece bir toprak parçası ya da bir sınır ihtilafı değil; bizzat imanın küfürle, adaletin zulümle, şirzime-i kalile olan siyonist nizamın ise vadedilmiş İlahi Zafer ile hesaplaşma meydanıdır. Yarınlarda kanından çiçekler açacak olan o küçük bedenler, aslında ümmetin uyuşmuş damarlarına taze kan zerk eden birer diriliş aşısıdır. Bugün Kudüs, ümmetin sadece kıblesi değil, aynı zamanda feraset ve şuur terazisidir; kimin "beşinci kol" faaliyetlerinin uykusunda olduğunu, kimin ise "kardan aydınlık" sabahın nöbetini tuttuğunu ifşa eden bir mihenk taşıdır.
İsrail’in teknolojik ve finansal kuşatması, müminlerin omuzlarında yükselen o büyük şehitler kervanının manevi heybeti karşısında yıkılmaya mahkûmdur; çünkü biz biliyoruz ki, "düğüm düğüm bilmecelerden" kasıt, sömürgeci düzenin kurduğu o karmaşık finans ve medya ağlarıdır. Bu düğümleri çözecek olan ise ne sadece boykot ne de sadece gözyaşıdır; asıl çözüm, siyonizmin zihinlere ektiği korku ve aşağılık kompleksini söküp atarak, Muhammedi bir vakarla İslam’ın sadasını" en gür şekilde haykırmaktır. Gazze’de vurulan her çocuk, aslında uyuyan bir devin uyanış çığlığıdır ve bu çığlık, tüm dünyevi nizamları sarsacak olan o mukaddes rüzgârın habercisidir. Göklerin sarsılmaz kararıyla, cümle şehitlerin omuzlarında taşınan bu dava, sonunda mutlaka mutlak aydınlığa kavuşacak; zira gece ne kadar zifiri ise sabah o kadar yakındır. Zihni işgalden kurtulmuş yeni bir gençlik modelini inşaa edeceğiz, onların beşinci Kol faaliyetlerine karşı entelektüel zırh inşaa edeceğiz, şehitlerin omuzlarında yükselen bu davayı, sadece cenaze törenlerinde değil; laboratuvarlarda, kütüphanelerde ve kodlama ekranlarında temsil edeceğiz. Her satır kodu, her bilimsel keşfi bir fiili dua olarak görecek bir nesil hayal ediyorum.