Gazali’nin düşünce dünyası, hakikate ulaşma arayışında akıl ve kalp tecrübesini birlikte değerlendiren dengeli bir yaklaşım üzerine kuruludur. Ona göre akıl, insanı kesin hakikate ulaştırmakta yetersiz kalabilir. Dolayısıyla kalbin arınması, ahlakın güzelleştirilmesi gerekir. Dünya hayatını geçici görürken, insanın asıl amacının nefsini terbiye etmek olduğunu vurgular. Bu yönüyle onun hayata bakışı, içsel arınma, sorumluluk bilinci ve ahlaki olgunluk etrafında şekillenen derin bir manevi tablo sunar.
Öğreti tadındaki kitap aslında zamansız bir bakış açısı sunuyor. Yani her dönemin bir felsefesini oluşturuyor. Bunu yaparken Gazali’nin yaşadığı dönemlere dair de fikir veriyor. Konu başlıkları benim çok hoşuma gitti. Okurken içsel bir huzur veriyor aynı zamanda. İnsan varlığını yüceltmeden ama merkezde tutarak, sorumlulugu giderek artan bir düzeyde ele alıyor. İnsanın bilgi düzeyinde de yanılma payı olabileceğinin altını çiziyor.
Farabi ve İbni Sina ile ayrılan ve ortak noktaları anlamında da okuyucuya fikir veriyor. Yoruma açık bir felsefi zeminde, okurken sizler de kendi düşünce yapınızla eşlik edeceksiniz diye düşünüyorum. Özellikle iyi niyet kavramı üzerine olan kısım beni çok düşündürdü. Herkes niyetinin iyi olduğunu iddia eder ama eylemleri bunu kanıtlar mı tartışılır.
“Dünya gitmeye yüz tutmuş gölgeye benzer.”
“Dünyaya kapılan kimse, dünyadan ayrılmayı hatırlatan her düşünceden kalbini kaçırır.”