Mükemmel bir uyarlama..
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 18:24
Rosie Hewlett’in Medusa romanı, yıllardır “canavar” olarak anlatılan bir figürün hikâyesini tersine çeviriyor. Mitolojide hep erkekleri tuzağa düşüren, lanetli ve sonunda bir “kahraman” tarafından öldürülen bir yaratık olarak bildiğimiz Medusa, bu romanda bambaşka bir yerden anlatılıyor. Burada o bir canavar değil; tanrıların kibri, erkek egosu ve adaletsiz bir düzenin kurbanı. Medusa bir tanrı ve tanrıçanın ilk fani çocuğu olarak dünyaya geliyor. Daha bebekken annesi tarafından kardeşlerine veriliyor ve Athena’nın tapınağının kapısına bırakılıyor. Onu bulan rahibe, tanrılardan gelen bir armağan sanarak büyütüyor ve “Koruyucu” anlamına gelen Medusa adını veriyor. Hayatının ironisi ise tam burada başlıyor; çünkü tapınağı koruması için yetiştirilen Medusa, ileride yine o tapınakta suçlanacak kişi oluyor. Tapınağın bulunduğu şehir bile tanrıların güç savaşının ortasında. Poseidon ile Athena arasındaki rekabet, masum insanların ve özellikle bir kadının hayatını belirliyor. Güç mücadelesinin bedelini Medusa ödüyor. Suçlu olduğu için değil; güçsüz olduğu için. Ve bir noktada güzelliği, sesi ve kimliği elinden alınıyor. Böylece tarih bir kez daha mağduru suçlu ilan ediyor. Bu kısmı okurken gerçekten öfkelendim. Çünkü Medusa’nın yaşadıkları bir mitin içinde kalmıyor; bugün hâlâ duyduğumuz hikâyelere benziyor. Suçlu olan korunuyor, mağdur olan sorgulanıyor. Kitap, Medusa’nın öfkesini tek boyutlu bir “intikam hikâyesi” olarak anlatmıyor. Onun yalnızlığını, kırılganlığını, annelik içgüdüsünü, hayatta kalma çabasını ve insan tarafını gösteriyor. Bu yüzden Medusa burada bir efsane figürü değil; incinmiş, susturulmuş ve yanlış anlatılmış bir kadın. En çok da onun insan tarafını okumak beni etkiledi. Çünkü ilk kez Medusa’ya kızmadım; onun için üzüldüm. Kitap aynı zamanda şu soruyu sorduruyor: Kahraman diye anlatılan kişi gerçekten kahraman mı, yoksa hikâyeyi yazanlar öyle dediği için mi öyle biliyoruz? Yıllardır bize Perseus’un cesareti anlatıldı; Medusa’nın hikâyesi değil. “Tarih erkekler tarafından yazılır” düşüncesi kitapta sadece bir cümle değil, bütün anlatının omurgası gibi duruyor. Mitolojik kurgulara olan ilgim zaten vardı ama bu kitap sadece bir uyarlama değil; güçlü bir toplumsal eleştiri. Yüz yıllar önce de bugün de mağdurun suçlandığı düzen değişmiyor. Bu yüzden Medusa’yı okurken bir efsane değil, susturulmuş bir kadının hikâyesini okuduğumu hissettim. Ve belki de en acı olan şu: Biz Medusa’yı hep başı kesilen bir canavar olarak bildik. Oysa bu kitap bana şunu düşündürdü: Canavar olan gerçekten Medusa mıydı, yoksa onu o hale getiren düzen mi? Dili akıcı, kurgusu tatmin edici ve duygusal derinliği oldukça etkileyiciydi. Benim için net bir şekilde 10/10’luk bir okuma oldu.
1000Kitap
MedusaRosie Hewlett · Eksik Parça Yayınları · 0229 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.