Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 23 Şubat 2026 23:20 Satır Arası Okuma Grubumuzun ilk sezonunun son kitabıydı Barbarları Beklerken. Bu kitap bana önerilirken çok dikkatimi çekmişti. Özellikle övülen Batı'nın aslında ne kadar vahşi olduğu üzerinde durulmuştu. Mehmet Akif'in dediği gibi "Medeniyet (!) dediğin tek dişi kalmış canavar" bu kitabın satırlarında kendini fazlaca gösterdi. Konusuna gelecek olursam, hayalî bir imparatorluğun sözde Barbarlar tarafından işgal edileceği söylentisi üzerinde başta merkez teşkilatı tarafından yapılan kafa avcılığı ve kasaba insanlarının bu uğurda sürüklenişleri anlatılıyor. Kitabı okurken şunu sorguladım: Barbar kimdir, kime denir? Yaşadığı yeri sahiplenip savunana mı, yoksa siz cahilsiniz size medeniyeti getiriyoruz diye onları yurdundan edip çeşitli işkenceler yapana mı? Kitap adı verilmeyen bir anlatıcının ifadeleri ile başlıyor. Anlatıcımız kasabaya yıllar önce gönderilmiş bir Sulh Hakimi. Olayları onun gözünden okuyoruz. İnsanların ne kadar canileşebileceği ne kadar alçalabileceği çok sert bir üslupla yüzümüze yüzümüze vurulmuş. Bunu en son Körlük romanında hissetmiştim. Yine aynı şeyi söylüyorum: Vicdan ve akıl giderse insanlık gider. Hayvandan hiçbir farkımız kalmaz. Yazar, hayalî olduğunu söylese de biz bu durumun aslında günümüzde bile yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. (Her dönemi yansıttığı için Nobel verilmiş olmalı.) Mekanı değiştirirseniz yaşananlar size hiç yabancı gelmeyecektir. Aynı olaylar, aynı acılar, aynı duygular... Kitapta çok fazla cinsellik içeren sahne vardı. Bunu da kaos dönemindeki ihtiyaçlar ya da karakteri anlamak olarak adlandırsam da yine de gereksizdi. Eğer bu kadar yoğun cinsellik güzellemesi olmasaydı herkese önerebilirdim. Ancak kitap özellikle yetişkinlere daha çok hitap ediyor. Hem konu bakımından hem de dönemin özellikleri bakımından. Bakalım grup üyelerimiz nasıl yorumlarda bulunacaklar? Pazar gününü iple çekiyorum.