Somali’li göçebe bir ailenin kızı olan Waris,geçimini zor sağlayan,doğayla ve hayvanlarla iç içe yaşayan bu ailede, kendini korumayı ve hayata tutunmaya çalışmayı, çok küçük yaşlarda öğrenmek zorunda kalır.Yokluktan dolayı her şeyin kıymetini bilen biridir; yemeklerin, kıyafetlerin ve özellikle de suyun…Yaşamları ütopik bir dünya gibidir,ne teknolojiden haberleri vardır, ne zamandan, ne de elektrikten.İlkel şartlardaki bu toplumun bel kemiği kadınlardır çünkü her işi onlar yaparlar ve en çok da onlar yıpranırlar.Kadınların en önemli görevi ise vakti gelince evlenmek ve çocuk doğurmaktır.Zaten Waris’in hikayesi de tam olarak burada başlar; babasının Waris’i yaşlı bir adamla deve karşılığı evlendirmek istemesi ile.Waris, isyankâr tavrı ve dik duruşuyla bu durumu kabullenemez ve annesinin de desteği ile çöldeki ailesini terk eder.Bilmediği bir hayata doğru kaçarak yol alır.Binbir zorlukla önce Mogadişu’daki akrabalarına gider.Oradan Londra’ya ve sonrasında da Amerika’ya uzanan bir hayat yolculuğu yaşar.Ünlü bir model olur ancak bolluk içinde yaşasa da, memleketine ve ailesine olan özlemi asla bitmez.Özellikle de annesiyle ayrı bir bağı vardır.Hedefi artık sadece kendi hayatını güzelleştirmek değil,bütün Afrika’ya ve oradaki cahilliklere ışık olmaktır.
Maneviyata önem veren,güçlü,iyi yürekli,sabırlı ve azimli bir kadının gerçek bir hayat hikayesi Çöl Çiçeği.Kimi zaman takdir ederek, kimi zaman da dehşete düşerek okudum ben.Hele ki Afrika’da 28 ülkede uygulanan ve 130 milyon kadının hayatını zindana çeviren, kız çocuklarının sünnet edilme geleneği kanımı dondurdu.Her yıl 2 milyon kızın hayatını karartan bu geleneğe Waris Dirie, Birleşmiş Milletler’in insan hakları elçisi olarak görev yaparak karşı çıkmıştır.Bu durumdan bahsederek,dünyada yankı uyandırmış ve kadın sünnetinin yasaklanması için takdire şayan bir mücadele vermiştir.
Kitaba adını veren,Çöl Çiçeği anlamına gelen Waris’in, özgürlüğünü kazanma adına verdiği çabaya şahit olmak isteyen herkesin özellikle de her kadının okumasını tavsiye ederim.İyi okumalar…