·280 syf.····Okunma: 23 Şubat 2026 00:00 Gizli Bahçe kitabını okurken en çok hissettiğim şey “değişim” oldu. Başta Mary’nin soğuk, bencil ve sevgisiz hâli beni biraz rahatsız etti ama aslında onun böyle olmasının sebebini anlayınca karaktere karşı daha şefkatli bakmaya başladım. Ailesiz kalması ve sevgisiz büyümesi onun suçu değildi.
Bence kitabın en güçlü yanı, doğayı sadece bir mekân olarak değil, adeta iyileştirici bir güç olarak göstermesi. Bahçe nasıl yavaş yavaş canlanıyorsa Mary ve Colin de aynı şekilde içten içe iyileşiyor. Özellikle Colin’in “hasta” olduğuna inanarak büyütülmesi ama aslında sevgi ve cesarete ihtiyaç duyması beni çok etkiledi. Yazar burada insanın düşüncelerinin ve çevresinin ne kadar etkili olduğunu çok güzel anlatmış.
Dickon karakteri ise bana göre doğayla uyumun ve saf iyiliğin sembolüydü. Onun sakinliği ve hayvanlarla olan bağı hikâyeye huzur kattı.
Genel olarak kitabı sadece bir çocuk hikâyesi gibi görmüyorum. Altında yalnızlık, ihmal, sevgi eksikliği ve yeniden doğuş gibi derin temalar var. Okurken insan ister istemez kendi “gizli bahçesini” düşünüyor: İhmal ettiğimiz, kapattığımız ama aslında biraz ilgiyle yeniden canlanabilecek yönlerimizi…
Kısacası, benim için Gizli Bahçe umut veren ve insanın iç dünyasına dokunan bir kitaptı.