Bu bir yolculuk hikâyesi.
Ama ne yol ne yolcu ne de yoldaş aslolan…
Bu bir arayış yolculuğu.
Neyi, nasıl bulacağınızın muamma olduğu.
Uzanıp gökyüzünün altına
Kulağını yer kabuğuna dayayıp
Arzın nabzını dinleyerek gerçekleşen bir yolculuk.
Yerin mi kabuğu var yalnız?
Kabuk değiştiren hayat, şehirler, insanlar, yollar peki…
Denizin kokusu, ağaçların gölgeleri, çiçeklerin rengi.
Değişimle kabuk bağlayan ve/veya asla bağlamayacak olan yaralara ne demeli?
İbn-i Rüşd’ün çok sevdiğim bir sözüdür;
“Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur,
içten bir güçle kırılırsa yaşam başlar;
Zira sahih dönüşümler hep içten gelir...”
Yıkıcı bir sarsıntı, seyri değişen çocukluk, başka bir şehirde büyüme telaşesi…
“Gurbet ne yana düşer usta, sıla ne yana?”
Ha, unutmadan!
“Uzaktan mavi görünen” bu şehrin içine biraz “kendinden” katmış yazar.
Kardeşlik ve dostluğun emniyeti arasından kendine, kendince yeni bir yol açarak.
Ne diyordu şair:
“Ben” kattım sana biraz,
Öyle sevdim seni...
Çünkü sen de bensiz;
O kadar güzel değilsin hani…
Demem o ki; usta işi bir #i̇lkroman
Ananda’nın peşinde doğanın sunduğu olasılıkları ve bu olasılıklar üzerinden yaşamı sorguluyor Işıl Aydın.
#herşeymümkün
Yeni bir insan olarak doğabilme ihtimali bile! En Uzun Yol