"Nimetin devamı, nimetin zâtından daha kıymetlidir. Lezzetin bekası, lezzetten daha lezizdir. Cennet'te devam, Cennet'in fevkindedir ve hâkeza..."
Ve hâkeza...
Yemenin sonu yok, o yüzden atalar insanın gözü tok olacak demişler. Daha iyisi nimetin devamına gözünü dikmek, orada gözün tok kalıyor işte. Bu var, Allah'ın rahmet hazinesindendir, elimi uzatsam, talep etsem bana veriliyor dediğin an doyuyorsun. onun dışında da işte buraya yazıyorum, dünyayı yesen bin kilo alsan doymazsın. Çünkü sonu yok, vucut fabrika gibi geleni öğütüyor atıyor bir daha for döngüsünde mubarek. Yemeyince bu döngü olmaz mı? Olur daha stabil şartlarda, kontrollü olur. Misal iki anne düşünelim, bir tanesi dünyanın en iyi besinleri ile beslensin üreteceği sütün, Afrikada sadece su ile ot ile beslenen bir anneden farkı olmayacak. Yok olur mu öyle şey? Oluyor. Çünkü vücut fabrikası muhteşem. Bebek ve anne sütü, teslimiyetin teknik bir açıklaması gibi, sistem zaten muazzam işliyor, biz sadece "ben yaptım" diyerek o akışı bulandırıyoruz. Bu örnek, rızkına eli yetişemeyen bir bebeğin örneği. Yetişkin olunca da bir şey değişmiyor. Sadece teslimiyet değişiyor. Sen hep ben ben ben dersen al sana sen hallet o zaman deniliyor. Halbuki biraz acizliğini bilsen o bebek gibi süt çeşmesi en iyi kaynaklarla aynı akacak sana da. Sana bana. Hepimize. Rızıklandırılmak diye bir şey var. EVET çalışmak var. Ama rızıklandırılmak da var. İnsana سعي var. Bunun içinde teslim olmak da girmez mi? Bence girer. Çalış ama ben çalıştım şimdi rızıklandım deme. Bu çok büyük bir tehlike. Milyonlarca insan böyle yaşıyoruz. Ama doğru değil. Hem başında da yazdığım gibi, biz anca nimeti buluruz o an, devamını garanti etmiyor hiçbir servet. Bin tane örnek verilebilir ama deprem günü kiracı da apartman sahipleri de aynı ateşin etrafında toplanıp çay içti. Olan oydu, verilen garanti edilen oydu. Bunlar çok basit örnekler biliyorum ama bu can boğazdan gelir dilinden kurtulmadan orucu da sakat ederiz gibime geliyor. O iftar sofraları bana bunu gösteriyor. Şimdi sahurda getirilen niyet amenna ama o iftarın sofrası var ya sanki böyle orucu silip süpürüyor zihnimde. O kadar yoğun ki. Mide şoka giriyordur. Akşam bir yere iftara gittik, tabii ben elimde olmadan anne babamı kontrol ediyorum. İstemiyorum sonradan söylenmelerini. Bir lokma kaçırsalar tansiyonları şekerleri fırlıyor. Abartısız söylüyorum bize yapılan yemekle 10 kişi doyardı. Buna gerçekten gerek var mıydı? Canım ciğerim bu insanlar. Ama israf israf israf. Bir gün daha yerler o yemeği ama gerisi israf olacak kaçarı yok ki. Zorla yesen mideye eziyet. Ramazan baya baya imtihan geçiyor kısacası. Bu festival mideye eziyet! Çok yemeyi mi diyeyim taam taam üstüne yemeyi, o karışıklığı mı, hele içecekler. Su ya su , su neyimize yetmiyor ölüyoruz zaten tüm gün susuzluktan. Garip olan ben değilim. Bir kişi kalsam yine tuhaf ben değilim. Tuhaf olan insanların normalleştirmeye çalıştıkları şey. Sonra öyle reklamlarda gördüm şok oldum, bu ülkede nasıl coca cola iftar sofrasında reklam alabiliyor hala? Akıl tutulması-inanılır gibi değil ama biz de bu mideler oldukça bunu da yaşadık işte.
İ-NA-NIL-MAZ.
youtu.be/B70hGw2qvtM?si=...
Kendimi tenzih etmiyorum asla mesela ben de belki bir litre su içerim iftarda birden bu da mideye eziyet ama her gün dikkat edemiyorum, anlıyorum, sadece biraz bilinçle durdurabilirz diyorum, yoksa kimseden nefsini bir günde yok etmesini beklemiyorum. BARİ diyorum bari ramazanda azıcık dikkat. Vallahi işin özü kaçıyor. Ben sen hepimiz kaçırıyoruz.
Bu risale en sevdiğim derslerden biridir, ben ilmi tıbbı iki satırla toplayacak kabiliyette değilim ama sahiden çatlamadan akıl başa gelir inşallah deyip bitirmek lazım.