·637 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Temmuz 2020 07:19 Tolstoy'un 70'li yaşlarında yazdığı, olgunluk döneminin zirvesi ve aynı zamanda bir tür vicdani hesaplaşma anıtıdır. Savaş ve Barış veya Anna Karenina gibi estetik bir kaygıdan ziyade, ahlaki ve toplumsal bir devrim arayışıyla yazılmıştır.
Nehlüdov: Suçluluktan Sorumluluğa
Romanın merkezinde Prens Nehlüdov vardır. Gençliğinde baştan çıkarıp terk ettiği Katyuşa Maslova'nın, yıllar sonra bir cinayet davasında sanık olarak karşısına çıkmasıyla hikaye başlar.
Maslova'nın düştüğü fuhuştan ve hapis hayatından kendisini sorumlu tutar. Ancak bu sadece üzülmek değildir; Nehlüdov kendi sınıfının konforunu ve ikiyüzlülüğünü Maslova'nın perişanlığında görür.
Tolstoy, bu romanda Rusya’nın iki kutsal kurumuna baltayla saldırır: Hukuk ve Kilise.
Maslova, aslında suçsuz olduğu bir davada, jürinin ve hakimlerin dikkatsizliği, uykusuzluğu ve prosedür hataları nedeniyle mahkum edilir. Tolstoy burada şunu söyler: İnsanlar, insanları yargılama yetkisine sahip değildir.
Romanın bir bölümünde hapishanedeki bir ayin anlatılır. Tolstoy, ritüellerin ve gösterişin, İsa’nın asıl mesajı olan sevgi ve bağışlamayı nasıl boğduğunu sertçe eleştirir. (Bu eleştiriler o kadar ağırdır ki, kitap nedeniyle Tolstoy Rus Ortodoks Kilisesi'nden aforoz edilir.
Nehlüdov’un ruhsal dirilişi sadece Maslova’nın peşinden Sibirya’ya gitmesiyle sınırlı kalmaz. O, sahip olduğu toprakları köylülere dağıtmaya karar verir.
Tolstoy, mülkiyeti bir hırsızlık olarak görür. Nehlüdov'un toprak reformu çabası, insanın doğayla ve emeğiyle kurduğu ilişkinin iyileşmesi gerektiğini savunur.
Zenginlerin hayırseverliği aslında bir göz boyamadır; asıl erdem, sömürü düzeninden tamamen vazgeçmektir.
Kitabın adı olan "Diriliş", sadece Hristiyanlıktaki yeniden doğuşa bir gönderme değildir. Bu, vicdanın uykusundan uyanmasıdır. Onurunun ve insanlığının yeniden farkına varmasıdır.
Aristokratik egonun ölmesi ve hizmet eden bir ruha dönüşmesidir.
Okur için ise toplumsal adaletsizliği kanıksamaktan vazgeçmektir.
Tolstoy bu kitapta bir hikaye anlatmaz, aslında bir sosyal manifesto yazar. Kitabın sonunda İncil'den alıntılarla biten bölümler, Tolstoy'un kendi Tolstoyculuk öğretisinin de temelidir.