Puan vermedi·319 syf.··
2026 26. kitabı
O GÜN . Yağmur Kızılkoca kaleminden O Gün. Gündüz insanları, düzenin içinde var olmaya çalışanlar. Güneş de uyanıp güneş batınca yatanlar; uyum sağlamayı hayat amacı edinen ama görünmez kalanlar... İlk bölümde Ogün'ün iş yaşamına konuk oluyoruz. Kulelerde çalışanlar. Kimi eksi katlarda, kimi de doğrudan onyedinci kattan işe başlayan ve yükselmek için çaba harcamasına hiç gerek olmayanlar. Ve birde Ogün gibi yedinci katta arşivde görev alanlar. Genel müdür Timur, kulelerin muhtarı Leyla, sosyetik Handan ve aynı zamanda üst komşusu olan Yelda. Yelda'yı görmüyordu birkaç gündür. Ve klavyesindeki notu dikkatini çekti. Evet, Yelda'dan kendisine bir not bile vardı:" Sadece sen yapabilirsin! " Masa altına sakladığı not , oysaki onu nerelere getirmişti . İşine son verildiğinde tanıdığı kızıl saçlı kızı. Üst kattan camdan konuştular oysaki. Fakat geceleri uyuyamayıp rüya görmemesine sebep, hayalperest olmadığını söylemişti. O gece, baykuş ve kızılsaçlı kadın sonrası herşeyi geride bırakıp geceye doğru yol almiştı Ogün. Geri dönüşü olmadan, fakat kendinden kararlı. Gece Insanları, hayatın tadını çıkaranlar. Her anın zevkine varanlar. Onlar için çalışmak bir zorunluluktur belki; ama geri kalan her şey mümkündür. İş sadece bir ayrıntıdır. Soğuk ve karanlık geceyi kahkalarla bölen kadının peşinden gitmişti; Kızıl kadın, Eliza'nın. Şehri geride bırakırken, Ogün'ün uzun zaman sonra ilk defa uykusu gelmiş ve uyuyakalmıştı. Sonrası Ingrid, Mahir Baba ve Eliza ile birlikte misafir mi gerçek dost mu zamanın karar vereceği yaşamı başlamıştı. Sıcacık bir ortam vermişlerdi Ogün'e, karşıklıksız. En çokta Mahir Baba ile sohbetleri ve İngrid ile kitap tartışmaları dikkatimi çekti. Hatta " İnsanın babasyla hesabı kolay bitmez. " demişti Mahir Baba. Ogün ise "her şeyi ailem için yaptım" diyen Mahir Babaya karşılık, " Keşke, benim babam da hiç değilse yanlışlarını doğru bir niyetle yapmış olsaydı. " diye geçirdi içinden. Yanında hiçbir şey götürmeden, yalnızca üzerindeki giysilerle geldiği bu evde yine aynı şekilde veda ediyordu. Geleceği belirsizdi; yarını yeniden bir sır olmuştu. Ama asıl mesele bu sır değil, sırra giden yolculukta kişinin kazandığı dönüşümdü ve Ogün artık bunu biliyordu. Ve O Gün'e gelirsek, babası Ferhan ve onüç yıl önce onları terk eden anneleri ile gerçekleri öğreniyoruz; bir tokat gibi. Yine, yeni, yeniden bir solukta ve severek okuduğum #ogün , yaşam içinde farketmediğimiz bir çok olaya parmak basacak .
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.