Nazan Bekiroğlu'nun İnsanın ta içine işleyen kitabı. Kendi hayatını yaşayamayan mağrur bir kadının hikayesi. Yaşadığından şüphe duyan Mücella. Etrafında gürül gürül hayatlar akıyor, ayrılıklar, kavuşmalar, aşklar, anneler, çocuklar, düğünler akıyor...İzliyor Mücella.. Hayatı seyretmekle yaşamak arasında gelip giden kadınların romanı da diyebiliriz. Mücellâ' nın hikayesini sinema perdesinde oynayan bir film gibi izledim sanki. Okumak için manen güçlü olmanız gereken bir kitap Mücellâ Okuduğum ilk Nazan Bekiroğlu romanıydı(ve yine oğlumun hediyesi olması bakımından ayrıca özel benim için♡) o yüzden önceki eserlerine kıyaslama yapamıyorum. Romandan bana bir üzüntü ve sızı kaldı. Arka planda Türkiye, pek çok çalkantının içinden geçerken bile kendini bildi bileli çeyiz işleyen bir genç kız. Gaz lambasının eşliğinde içilen nohut kahveleri...Hanımeli, yasemin ve leylak kokuları yaz ikindileri gibi uzun kış gecelerinde de o çardağın altında, ya hep o soldaki pencerenin önünde...Mücella'nın dupduru ve çarpıcı hikayesi... Keyifli okumalar dilerim.