Bu kitaba geçen sene başlayıp ilk yirmi sayfayı okuduktan sonra çok sinirlenip bırakmıştım. Sinirlenme nedenim de yazarın, başvurusunu bile nereye onaylatacağını bilmeden girdiği bir sınavda uyuyakalmış olmasına rağmen ek atama sayesinde atanmış olduğunu yazmasıydı. Yani bana göre atanamadığı için yaşamına son veren, atanmak için gecesini gündüzüne katarak çalışan bunca öğretmen adayı varken durumun, bu şekilde lanse edilmesi inanılmaz kırıcı. Bunun yanı sıra yazar, öğretmen olmayı ne kadar istemese de nihayetinde o bölüme gitmiş, dört sene okumuş. Üstelik sınava da girmiş. Yani hiç mi bir sınıf arkadaşıyla sınav veya süreç hakkında konuşmamış (!) gerçekten düşündürücü. Olay sanırım abartılarak “kaçınılmaz son”a bağlanmaya çalışılmış ancak yine bana göre bu okuyucuyla dalga geçmektir. Kitap bende “kendini aklama” sonucu kaleme alınmış hissiyatı uyandırdı. Zira ön söz, son söz ve diğer kısımlarda anlatılanlar tekrar edilmiş (Bu arada ön söz ve son söz de kitapta yanlış yazılmış.). Öğrencileriyle geçirdiği kaliteli zamanı sosyal medyasında paylaşıp süreçte başından geçenlerden bahsetmiş kitapta. Fenomen öğretmen ifadesini, amacının bu olmadığını belirterek reddetmiş ancak fenomenin sözlük anlamına bakıldığında yazarın, bu etiketi reddetmesi fenomen özelliği taşıdığı gerçeğini değiştirmiyor. Bazen şair olmak için yazmazsın, içinden geldiği için yazarsın ama nihayetinde şiirin beğenilince insanlar sana “şair” derler. Şair, çıkıp hayır ben şair değilim, içimden geldiği için yazıyorum dese de şair, şair değil midir, diye sormak isterim. Sadece bu da değil takipçi ifadesinden de hoşlanmayıp destekçi olarak adlandırmak istemiş. Ne yapalım şimdi, tüm literatürdeki adlandırmaları mı değiştirelim?.. Öğretmenlerin motivelerinin düşürülmesini asla istemem, bu yazar öğretmenimiz de öğrencileri için gerçekten güzel şeyler yapmaya çalışmış, çalışıyor. Umarım, pek çok öğretmen de öğrencisi için daha özverili çalışmalar sergiler. Benim takıldığım nokta yazarın öğretmenliği falan değil. Kitabın kendisi! Yazar, yaptığı şeyleri hayır aslında böyle değil, amacım şu değil, şeklinde vermeye çalıştığı için yaptığıyla yazdığı çelişiyor izlenimi yaratıyor. Kitabı kesinlikle beğenmedim. Yapılan tekrarlar, bazı normal ve olması gereken şeylerin abartılarak verilmesi çok yordu. Yani bu alana yönelik edebî anlamda da üslup anlamında da daha sağlam bir kitap okumak isterseniz @dileklivaneli “Bir Dilek Yetmez”, @sezerortadağ “Tebeşir Tozu” çok daha motive edici, ufuk açıcı ve yazım tekniği açısından da güçlü kitaplar. Ayrıca hocamız sürekli paylaşımlarında veli ve çocuk izni aldığından bahsetmiş. Evet, çocuklar şu an öğretmenleri onları paylaştığı için çok mutlu olabilirler ancak bundan on yirmi sene sonra geldikleri yerde belki bu durumdan çok rahatsız olacaklar. Neden reşit olma gibi bir yaş kavramı var?!. Bence herkes yazar olmamalı. Ufkunuzu geliştirecek kitaplarla kalın. İhsan KartoğluHer Şey Bir Öğretmeni Sevmekle Başlar