Peynir ve Kurtlar Üzerine
10/10
·214 syf.··
2024 14. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2024 23:47
Bazı kitaplar sadece bilgi vermez; tarihin karanlık köşelerinde unutulmuş bir ruhun sesini, yüzyıllar ötesinden bugüne, sanki hiç eskimemiş gibi taşır. Carlo Ginzburg, Peynir ve Kurtlar eserinde tam olarak bunu yapıyor: 16. yüzyılın sisli İtalya’sında, Friuli dağlarının gölgesinde yaşayan bir değirmencinin –Domenico Scandella, namıdiğer Menocchio’nun– zihin dünyasına, adeta bir cerrah titizliğiyle sızıyor. Menocchio’nun evreni hayal ediş biçimi, o dönem için sadece bir "sapkınlık" değil, sarsıcı ve şiirsel bir meydan okumaydı. Onun gözünde dünya, yoktan var edilmiş bir boşluk değildi; o, her şeyin başında sütün içinde yavaşça pıhtılaşan bir peynir gibi, büyük bir kaosun olduğunu hayal ediyordu. "Tıpkı sütün içinde peynirin oluşması gibi, bu kütleden bir pıhtı meydana geldi ve bunun içinde melekler türedi; tıpkı peynirin içindeki kurtçuklar gibi..." diyerek, Tanrı’yı ve melekleri göksel bir tahttan indirip maddenin özüne, o canlı ve devingen dokunun tam içine yerleştiriyordu. Bu çarpıcı metafor, sıradan bir insanın resmi dogmaların dışına çıktığında kendi mitolojisini, kendi kutsalını yaratacak kadar devasa bir hayal gücüne sahip olduğunu kanıtlar. Kitabın asıl büyüleyici tarafı ise Menocchio’nun eline geçen kısıtlı kitapları, Decameron’dan İncil’e kadar uzanan o dar ama derin eserleri, nasıl "vahşi" bir iştahla tükettiğini görmektir. O, metinleri pasif bir şekilde kabul etmez; onları kendi köylü mantığıyla, toprağın ve suyun bilgisinden süzülen bir gelenekle, tabiri caizse kendi işletim sisteminde yeniden kodlar. Ginzburg bize burada okuma eyleminin aslında ne kadar politik ve özgürleştirici bir eylem olduğunu gösterir. Menocchio, egemen kültürün kelimelerini çalıp onlarla kendi özgürlük alanını inşa eden bir kelime işçisidir; resmi dili kendi hayat lehçesine çeviren bir asidir. Ancak bu arayışın bir bedeli vardır. Engizisyon mahkemesinin soğuk ve mesafeli kayıtları arasından yükselen Menocchio’nun sesi, aslında bireyin otorite karşısındaki o ebedi ve ağırbaşlı yalnızlığını temsil eder. "Tanrı her dili ve her dini sever" diyebilecek kadar geniş bir evrenselliğe ve dinsel bir hoşgörüye sahip olan bu değirmenci, düşünceleri uğruna ateşe yürürken aslında tarihin tozlu sayfalarından bugünün dünyasına bir ayna tutmaktadır. Peynir ve Kurtlar, tarihin sadece kralların kılıç darbeleriyle değil, bir değirmencinin aykırı, lirik ve "hatalı" görülen düşünceleriyle de yazıldığını hatırlatıyor. Ginzburg, mikro bir hikayeden devasa bir insanlık dramı çıkarırken, bizi de kendi zihnimizdeki kaosun pıhtılaşmasını izlemeye ve görünenin ötesindeki gerçeği sorgulamaya davet ediyor.
Peynir ve KurtlarCarlo Ginzburg · Metis Yayınları · 2021884 okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.