·350 syf.····Okunma: 24 Şubat 2026 22:49 Kiitap geçmişle bugün arasında gidip gelen bir iç hesaplaşmadan bahsediyor.
Bir kadının kendi hafızasıyla yüzleşmesi üzerinden, bireysel travmanın nasıl oluştuğunu ve kuşaktan kuşağa nasıl devredilebildiğini inceliyor.
Roman boyunca başkaraktere mesafe koyamadım. Çünkü onun sessizliği yabancı değildi. Hepimizin hayatında, müdahale edemediğimiz, “şimdi konuşsam her şey değişir mi?” diye düşündüğümüz anlar vardır. O anlarda hissedilen suçluluk, dışarıdan değil içeriden büyür. Kendi vicdanının içinde sıkışıp kalırsın.
Dokunmadan” kelimesi benim için fiziksel bir mesafeden çok duygusal bir geri çekilişe dönüştü. Dahil olmamak, kirlenmemek, zarar görmemek için atılan küçük bir adım… Ama o küçük adım bazen bir hayat boyu sürecek bir ağırlığa dönüşüyor. Travma yalnızca başa gelen değildir; bazen izin verdiğimiz, bazen engelleyemediğimiz, bazen de susarak ortak olduğumuz şeydir.
Çocukluktan itibaren öğrenilen susma biçimleri, normalleştirilen yanlışlar, aile içinde aktarılan korkular… Hepsi bir zincirin halkaları gibi. Travma kişisel yaşanıyor ama kökü çoğu zaman kolektif.
Kitabı bitirdiğimde içimde kalan şey huzursuzluk değil, empatiydi. Ve belki de şu farkındalık: Dokunmamak da bir seçimdir. Ama hiçbir seçim iz bırakmadan geçmez.
Hatta dokunmamak belki de en derin izi bırakır. .