toplumun "normal" kabul ettiği ikiyüzlü maskelere uyum sağlayamayan bir ruhun, kendini palyaçoluk zırhının arkasına gizleyerek yavaş yavaş silinişini anlatan, okuyucunun boğazında düğümlenen bir itirafnamedir. Yozo karakteri üzerinden anlatılan bu hikaye, sadece bir bireyin çöküşü değil, aslında hepimizin içindeki o "anlaşılmama" korkusunun ve aidiyet arayışının en çıplak, en vahşi halidir; yazarın kendi yaşamıyla paralel giden bu karanlık yolculuk, "insan olma vasfını" kaybetmenin bir yenilgi mi yoksa bu sahte dünyaya karşı verilmiş en dürüst tepki mi olduğu sorusunu zihnimize bir bıçak gibi saplar.