Puan vermedi·68 syf.····Okunma: 18 Ağustos 2020 12:18 Bağbozumu Şarkıları, Şükrü Erbaş’ın şiir dünyasında önemli bir yere sahip olduğu, duyarlılığı yüksek, insan ve doğa merkezli bir şiir kitabıdır. Bağbozumu sözcüğü hem gerçek anlamıyla üzüm hasadını hem de mecaz anlamıyla hayatın olgunlaşma, biriktirme ve hüzünle harmanlanma dönemini simgeler. Kitap boyunca şair, yaşamın içinden süzülen bir bilgelik ve içsel bir kırılganlık sunar.
Şairin şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu vardır. Bu yalnızlık bireysel olduğu kadar toplumsaldır da. Şair, insanın kalabalıklar içindeki yalnızlığına dikkat çekiyor.
Bağ, üzüm, hasat, toprak gibi imgeler yoğun biçimde kullanılıyor. Doğa yalnızca bir dekor değil, insan ruhunun aynasıdır. Toprak; sabrı, üretimi ve kaderi temsil eder.
Anadolu insanının emeği, alın teri, yoksunlukları şiirlerde güçlü bir şekilde hissedilir. Erbaş, romantize etmeden ama şefkatle anlatır.
Aşk, şairimizde gürültülü değil; içe dönük, sakin ama derin bir sızı hâlindedir. Özlem, çoğu şiirin alt katmanında sürekli varlığını hissettirir.
Sade ama derin bir dil kullanıyor.
Abartıdan uzak, samimi ve içten bir anlatımı var.
İmgeler anlaşılırdır; kapalılıktan çok duygusal yoğunluk ön plandadır.
Şiirler konuşur gibi yazılmıştır; okurla doğrudan temas kurar. Ayrıca süslü söyleyiş yerine duygu berraklığı öne çıkar. Bu da onu geniş bir okur kitlesi için erişilebilir kılar.
Şair, sanki yaşamın sonbaharında konuşur; ama bu sonbahar karamsar değil, bilgecedir.