·576 syf.····Okunma: 25 Şubat 2026 14:03 Umberto Eco, gerçeklik ve hayal arasındaki sınırları eritmiş bir roman yazmış. Bu yalnızca, bir gemide mahsur kalma hikayesi değil, varoluş hikayesi. İnanılmaz bir zihinsel üretim içeriyor; 1600’lü yıllarda boylam problemi merkezinde gelişen olaylar, gemide hapsolmuş Roberto’nun aslında mekanda değil, zamanda nasıl sıkıştığını ortaya çıkarıyor.
Ada oradadır, zaman geçiyordur, anlam hep vardır ama Roberto hep bir gün geride kalır.
Eco’nun diğer kitaplarında da sıkça rastlanan derdi burada da biz okurları sarıyor bence, bir karakterin sorununu anlatmak için yazmıyor, hikayenin kendisi ile karakterin varlığını nasıl sürdürebileceğini göstermek için yazıyor.