Puan vermedi·192 syf.··Beğendi
· Sandman 10 en başta ismi ile diğerlerinden ayrılan farklı bir cilt oldu benim için. Zira cildin orijinal ismi Wake, bildiğim İngilizce kadarıyla uyanış gibi bir anlama geliyor ve Türkçe çevirisi matem olmuyor ama ikincil anlamlarından biri olan ölüyü bekleme, ölünün başında bekleme gibi seremonik bir anlamı olduğunu öğreniyorum sonra. Bizim kültürümüzde de böyle bir durum, kavram, bu durumu karşılayan bir kelime yok sanırım. Bizde ölünün ardından yas tutulur, bu da Matem çevirisini uygun kılıyor sanırım. Benim için bir tık "lost in translation" durumu oldu sanırım. Ama Uyanış olarak düşünürsek de keyifli bir anlam çıkıyor sanırım: Morpheus öldü ve yeni bir Dream uyandı.
İlk kez 8. cildin sonunda gördüğümüz, 9. ciltte nasıl gerçekleştiğini öğrendiğimiz olay üzerine Morpheus'un cenaze törenine şahit oluyoruz.
Sandman'in klasik döneminin sonu olan bu cilt içinde sevdiğim pek çok şey oldu. En başta bizim de hikaye akışı içerisindeki rüyanın bir parçası olarak akışta yer almamız, kritik yardımcı karakterlerin kendilerine bu anma töreninde yer bulmaları, konuşmaları, dahiliyetleri yani. İlk ciltten sonra neredeyse hiç dahil olmadıkları için klasik DC karakterlerinin varlığı, hayatın ve şeylerin anlamına dair bazı etkileyici yazımlar/replikler, Dream'in tabutunun şekil değiştiren yapısı ve yıldızlara karışması sonunda, Yıkım'ın yaptığı gibi belki de bu yönden ve Death'i ilk defa siyah dışında bir renk içinde görmek... Tüm bunlar hoşuma giden detaylardı bu cilde dair. Anma töreni sonrasındaki üç kısımdan ise en sevdiğim kısım ise belki de en favori Sandman yardımcı karakterim olan Hob Gadling'in hikayesine son bir kez şahit olmaktı. Sürgünler ise yine muazzam bir hikaye anlatımıydı kanımca, Yumuşak Yerleri bir kez daha görmek de muhteşemdi zira. Bu sona, Gaiman'ın vermek istediği mesaja harika bir son not: Her şey değişir ama yok olmaz hiçbiri gerçekte. Gaiman en sonu ise Shakespeare ile yapıyor. Sandman akışı içerisinde çok tutmadığım kısımlar olsa da bunlar, İngiliz yazarın İngiliz yazara büyük bir saygısı olduğu belli oluyor. Ve Hikayeler Prensi'ne dair son mesajı alıyoruz: Değişim, yok oluş değil ama...
Gaiman'ın son sözleri de ne harika ama!