Nobel ödüllü yazardan daha önce Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde 'yi okumuştum. Onun kadar iyi miydi derseniz değil cevabını veririm çünkü yazarın ilk romanı. Tabii yazarla tanışmak adına güzel bir seçim olabilir.
1685 Fransa'sında arkaplanda Protestanların sürüldüğü, Katolik kilisesinin yaptırımlarının sertleştiği dönemde geçerken, bizler bir yolculuk hikayesi okuyoruz. Bu yolculuğa çıkan her birey bizler için bir şeyleri temsil ediyor aslında. Rasyonel düşünceyi, modern fikri, simyayı, dönüşüm isteğini, kendini bulma arayışı ve aşk gibi kavramlara karşılık gelen karakterler.
Bu karakterlerle bir yolculuğa çıkıyoruz, kadim bir kitabı bulmak üzere. Ama mesele kitabı bulmak değil, yolculuğun kendisi.
Kitabın sonunun havada kaldığını söyleyebilirim, bizler bu yolculuğun eşlikçisi oluyoruz ve karakterlerin dönüşümlerine şahit oluyoruz, o kadar.